|
TÜRK
İNKILABINI HAZIRLAYAN SEBEPLER: İç
Sebepler:
1. Mülki İdarenin Bozulması:
Osmanlı
Devleti, eski Türk hakimiyet anlayışına
göre, veraset usulüyle tahta geçen hükümdarlarca yönetilmekte idi. Devletin
başında Osmanlı Hanedanı’na mensup bir hükümdar vardı. Hanedan üyelerinden
kimin hükümdar olacağı ile ilgili kesin çizgilerle belirlenmiş bir kural yoktu.
Bununla birlikte Türk Örf Hukuku’na
göre tahta geçiş, bir gelenek şeklinde bazı prensiplere bağlanmıştı. Buna göre;
İktidar hanedan üyelerinin ortak malı
idi. Başta bulunan hükümdar, kendisinden sonra tahta geçebilecek veliahtı tayin edebilirdi. Hükümdar
eğer sağlığında yerine bir veliaht tayin etmemişse, bu durumda hükümdarın
ölümünden sonra hanedan üyelerinin her biri gücü ve nüfuzu varsa,
sonucuna katlanmak şartıyla taht üzerinde hak iddia edebilir ve mücadelesinde
başarılı olması halinde iktidarı ele geçirirdi.
Ancak daha sonraki yıllarda bu
yöntem değiştirilerek yerine hanedanın en büyük erkeğinin tahta geçirilmesini
öngören, “Ekberiyet yani yaşça büyük
olma” sistemi getirildi. Bu sistem taht kavgalarını ve dolayısıyla kardeş kanı
dökülerek devletin iç bunalıma itilmesini önlemiştir. Ancak iktidarı elde
etmede sadece yaşın ölçü olması, şahsi yeteneklere bakılmayışı, yetersiz
hanedan üyelerinin de devletin başına geçmesine yol açmıştır. Ayrıca Osmanlı
Devletinin kuruluş döneminde uygulanan şehzadelerin sancaklara gönderilmesi
anlayışı 18.yy. başlarında veraset sisteminin değiştirilmesi ile kaldırılmış,
şehzadelerin sarayda tutulması, devleti yönetme alışkanlığından uzak,
deneyimsiz padişahların ülkeyi kötü yönetmelerine neden olmuştur. Devleti iyi
yönetemeyen, düşük seviyeli padişahların yönetime gelmesi de, yukarıdan-aşağıya
doğru mülki idarenin tüm kademelerinde bozulmaya yol açmış, bu bozulma da
Osmanlı Devleti’ni genel bir çöküntüye götürmüştür.
2. Ordu Teşkilatı’nın Bozulması:
Osmanlı ordusu başlangıçta yaya ve müsellem denilen atlılardan oluşan, savaş zamanlarında toplanan bir
uç beyliği ordusu niteliğindeydi. Devletin kurulmasından sonra yaşanan
gelişmelere paralel olarak ordu da yeniden teşkilatlandırılmıştır. Devlet tam
anlamıyla kurulduğunda, Osmanlı kara ordusu Yeniçeri Ocağı (Kapıkulu) ve Tımarlı
Sipahiler olmak üzere iki
kısımdan oluşmaktadır.
Yeniçeri Ocağı I. Murat döneminde kurulmuş olup, merkezde
bulunan bir ordudur. II. Mahmut
döneminde ocaktaki asker sayısı 100.000’i aşmıştır. Tımarlı Sipahiler ise
toprak sistemine bağlı olarak memleketin çeşitli yörelerinde yetiştirilen
askerlerdir. Devletin en güçlü olduğu dönemlerde, ordunun çoğunluğunu Tımarlı
Sipahiler oluşturmaktadır. Ancak gerileme döneminden itibaren her iki askeri
birlikte çağın gerektirdiği yeniliklere ayak uyduramamış, bunun sonucunda
Osmanlı ordusu eski savaş gücünü
yitirmiş, disiplinsiz, amirine başkaldıran, yeniliklere tavır alan bir insan
topluluğu görünümüne bürünmüştür. Özellikle yeniçeri teşkilatı düşmandan çok
kendi yönetimini ve halkını korkutan bir ordu haline dönmüştür.
Preveze deniz zaferiyle Akdeniz’in en
üstün gücü haline gelen Osmanlı donanması ise 17. y.y.da gerilemiştir.
Avrupa’daki gemi teknolojisine ayak uyduramayan Osmanlı donanması 19. y.y’da
büyük ölçüde çökmüştür.
Kara ve deniz kuvvetlerinden oluşan
Osmanlı ordusunun devletin kuruluş dönemindeki gücünü devam ettirememesinin ve
çöküntüye uğramasının nedenlerini şu üç
maddede özetlemek mümkündür:
a) Osmanlı devletinin kuruluş
yıllarındaki dinamizmini sürdürememesi. Buna bağlı olarak Osmanlı ordusunun
gelişen Avrupa orduları karşısında yetersiz kalması
b) Avrupa orduları ateşli
silahlarla donatılırken; Osmanlı devletinin bu konuda gerekli duyarlılığı
gösterememesi. Yakın çağda dışarıdan modern silah alma çabalarının da sonuçsuz
kalması
c) Gerileme döneminden itibaren uğranılan
yenilgilerin orduda moral çöküntüsü yaratması. Bu çöküntünün tedbir
alınarak giderilmesi yerine teşkilatın ihmal edilmesi.
Bu
sebeplerden dolayı çöküntüye uğrayan yeniçeri ocağı 1826’da II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır. Tımarlı Sipahi Sistemi’nin bozulmasında
ise, bu teşkilatla doğrudan ilgili olan “dirlik”
denen toprak sisteminin bozulması etkili olmuştur. Bir hizmet karşılığı verilen
dirliklerin hakkı olanlarla değil de iltimasla rastgele şahıslara verilmesi
tımarlı sipahi sisteminin de bozulmasına yol açmıştır.
III. Selim ve II. Mahmut dönemlerinde yeni ordu düzenlemelerine gidilmişse de bu
kolay olmamıştır. 20. yy başlarında dünya standartlarına yakın bir ordu
oluşturulabilmiştir. Ancak siyasi
çekişmeler bu ordunun da başarısını engellemiştir. Özellikle Balkan Savaşları’nda bu durum acı bir
biçimde görülmüştür.
3. İlmiye Teşkilatı’nın Yetersiz
Kalması:
Osmanlı
İlmiye Teşkilatı 15. ve 16. y.y’larda çağdaşlarına göre oldukça ileri
seviyedeydi. Fatih Dönemi’nde Osmanlı Medreseleri gerek eğitim kadrosu,
gerekse programı bakımından çok zengindi. Yükselme
Devri’nin devlet adamlarını ve devlet kadrolarını yetiştiren Osmanlı İlmiye
Teşkilatı 18. ve 19. y.y.lara gelindiğinde çok farklı bir mahiyet almış,
Avrupa’daki ilmi gelişmeleri takip edemediği gibi, büyük program değişikliğine
uğrayarak sahip olduğu zenginlikleri kaybetmiştir. Örneğin; Yakın Çağ
Medreseleri program yönünden 15. y.y. Osmanlı medresesine göre çok gerilemiş
ders programlarında pozitif ilimlere
yok denecek kadar az yer vermiştir. Bu da devleti yönetecek kadroların kötü
yetişmelerine neden olmuştur.
Diğer taraftan medrese zamanla ilimle
uğraşmayan bir kurum haline gelmiştir. Buna paralel olarak medrese siyasetle uğraşmaya
başlamıştır. Bu durum medreseye hem itibarını
hem de bağımsız hareket etme yeteneğini
kaybettirmiş, onu siyasetin emrine sokmuştur. Medrese ilim yuvası,müderrislikte
meslek olmaktan çıkmıştır. Medreselerin çöküşü medrese ile birlikte devleti ve
toplumu da çöküşe sürüklemiştir. Medrese ne kendini yenilemeye teşebbüs etmiş
ne de kendi dışında bir yeniliğe fırsat tanımıştır.
Osmanlı ilmiye teşkilatı yönetim bakımından da
bütünlük göstermemektedir. Okullar tek bir elden yönetilmemekte, farklı
kurumlara bağlı olarak varlıklarını sürdürmektedirler. Yabancıların kurdukları
azınlık okulları da eğitimde ayrı bir karışıklık yaratmaktadır.
Yakın
Çağ’da özellikle 2. Mahmut devrinde eğitim ile ilgili reformlar yapılmaya
çalışılmıştır. Ancak bu reformlar eğitimde ikiliğe yol açmış, bu durum
cumhuriyet dönemine kadar sürmüş.
4. Adalet Sisteminin Çökmesi:
Adalet
kurumu, Osmanlı Devleti’nin sınırlarının genişlemesinde büyük rol
oynamıştır. Osmanlının adalet sistemi ve anlayışı devletin güçlü olduğu
dönemlerde, değişik toplumlar arasında büyük ilgi uyandırmıştır ancak, 19.
y.y.da adalet sisteminde adaletin yerini rüşvet,
adam kayırma ve menfaat almıştır. Adalet sisteminin çökmesi hukukun üstünlüğü
anlayışının yıkılması Osmanlı Devleti’ni hızla çöküntünün eşiğine getirmiştir.
5. Ekonomik Yapının Bozulması:
Osmanlı
ekonomisi büyük ölçüde tarıma
dayanıyordu. Dirlik Sistemi içerisinde toprağı işleyenleri gelirlerine göre
vergilendiriyordu. Osmanlı Devleti, yükselme devrinde çok iyi işleyen bir
maliye sistemine sahipti. 16 y.y.da da ekonomik yönden Osmanlı Devleti
güçlüdür. Ancak daha sonraki yıllarda diğer alanlardaki çöküşe paralel olarak
ekonomik alanda da hızlı bir çöküş yaşanmıştır. Ekonomik alanda çöküşün başlıca
sebepleri şunlardır:
a. Başlangıçta Fransa’ya daha sonra diğer Avrupa
devletlerine verilen kapitülasyon
denilen ticari imtiyazların Osmanlı Devleti aleyhinde gelişme göstermesi.
b. Batıdaki sanayii inkılabının Osmanlı Devletin’de
gerçekleştirilememesi, sanayii ürünlerinin yerli Osmanlı el sanatlarını ezmesi
ve eritmesi
c. Kaybedilen savaşlar sonucunda ödenmek zorunda
kalınan tazminatlar ve artan askeri giderler
d. Dışarıdan alınan dış borçların ödenememesi sonucunda
kurulan düyunu Umumiye Teşkilatı
e. Artan rüşvet
ve su istimal olaylarının devlet
adamlarının bu sorunu çözememeleri
f. Ekonomiyi yönlendirecek insan unsurunun
yetiştirilmemesi
g. Sömürgecilik hareketinin sonucunda İspanyolların
güney Amerika’dan getirdikleri altınlar yüzünden Avrupa’yı sarsan enflasyonun
Osmanlı devletini de etkilemesi
h. Dirlik sisteminin bozulması yüzünden tarım
faaliyetlerinin aksaması ve devletin vergi kaybına uğraması
i. Coğrafi keşifler sonucu dünya ticaret yollarının
değişmesi ve Osmanlı Devleti’nin daha önce elinde tuttuğu ticari avantajları
kaybetmesi
6. Azınlıkların Osmanlı Devleti
Aleyhindeki Faaliyetleri:
Osmanlı Devleti’nin idaresi altında
değişik din ve milliyetlere mensup topluluklar yaşamaktaydı. Bu toplulukların
her biri Osmanlı çatısı altında yaşamaktan memnundu.Ancak yakınçağda Avrupalı
devletlerin güçlenmesi ve Osmanlı azınlıkları azınlıkları ile ilgilenmeye
başlaması,bu toplulukların her birinin Osmanlı Devleti aleyhinde din ve
milliyetçilik unsurları etkin rol oynamıştır.Fransız ihtilali ile yayılan
milliyetçilik fikrinin etkisi ve Rusların kışkırtması ile önce Balkan
milletleri bağımsızlık hareketleri izlemiştir.Dolayısıyla azınlıklar Osmanlı Devletinin
içten çökertilmesinde etkili olmuşlardır.
Son Güncelleme : 05-03-2008 00:53
|