You are here:  ANA SAYFA arrow BİYOLOJİ arrow BİYOLOJİ KONULARI arrow SOLUNUM SİSTEMLERİ

SOLUNUM SİSTEMLERİ PDF Yazdır E-posta

Yazar öss hazırlık   
Cuma, 21 Mart 2008

 

SOLUNUM SİSTEMLERİ

 

Besin maddelerinin oksijenli ya da oksijensiz olarak parçalanıp enerji açığa çıkarması olayına solunum denir. Canlıların bulundukları ortamdan oksijen almaları ve ortama karbondioksit bırakmalarını sağlayan sistemler gelişmiştir. Bu sistemlere solunum sistemleri denir.
Tek hücreliler dış ortamla doğrudan temas halinde oldukları için hücre yüzeyi ile gaz alış-verişi yapabilirler.

 

11.1 BİTKİLERDE GAZ ALIŞ-VERİŞİ

 

Bitkiler gaz alış-verişini ve terlemeyi yapraklardaki stomalar aracılığı ile kontrol eder.
Gövdede bulunan lentisel ile de sadece oksijen alınıp, karbondioksit verilir. Kökte de difüzyonla oksijen alınıp karbondioksit verilir.

 

 

Şekil : 11.1 Bitkilerde Gaz Alış Verişi

 

11.2 HAYVANLARDA SOLUNUM SİSTEMLERİ

 

11.2.1 Omurgasız Hayvanlarda

 

Süngerler, sölenterler, yassı solucanlar ve toprak solucanında solunum difüzyonla olur. Difüzyon ile alınan oksijen yine difüzyon ile vücuda dağıtılır.
Omurgasızların eklembacaklılar grubuda trake denilen özel solunum sistemi vardır.

 

A) Trake Sistemi

 

Trakeler havadaki oksijeni dokulara kadar götüren ve dokudaki CO2'i dışarıya taşıyan borucuklar sistemidir. Trake borucukları birbirleri ile birleşerek karın bölgesinin altında stigma denilen açıklıklarla dışarı açılır.
Böcekler karın bölgesindeki kaslarını kasıp gevşeterek, stigmadan gaz alışverişini denetlerler. Böcekler gaz taşımasını trake ile yaptıklarından dolaşım sıvılarında pigment bulunmaz.

 

 

Şekil : 11.2 Böceklerde Trake Sistemi

 

Trakelerin çeperinde yassı epitel hücreleri bunun altında ise kitin tabaka bulunur. Bu kitin yardımı ile trakelerin sürekli açık kalması sağlanır. Trakeler dokunun derinliklerine doğru dallanarak incelirler. Mikroskobik olan bu yapılara trakeol denir. Trakeollerin içinde dokuya yakın bölge sıvı doludur.

 

11.2.2 Omurgalılarda Solunum Sistemleri

 

Omurgalılardan balıklar ve kurbağa larvaları ile omurgasızlardan İstakoz gibi canlılarda solungaç solunumu görülür. Ergin kurbağa, sürüngen, kuş ve memelilerde akciğer solunumu vardır.

 

A) Solungaç Solunumu

 

Balıkların tamamı, kurbağa larvaları ve bazı kabuklularda görülür. Balıklar ağızları ile aldıkları oksijence zengin suyu solungaçlara gönderirler. Su solungaçlardan geçerken, sudaki O2 difüzyonla kana, kandaki CO de yine difüzyonla sıvıya geçer.

 

 

Şekil : 11.3 Solungaçta Suyun İletimi

 

B) Akciğer Solunumu

 

Ergin kurbağa, sürüngen, kuş ve memelilerde solunum akciğerlerle yapılır. Akciğerlerin vücudun derinliklerinde konumlanması solunum yüzeyinin sürekli nemli kalmasını sağlamıştır.

 

a) Kurbağalarda solunum sistemleri

 

 

Kurbağalar larva dönemini suda geçirirler. Bu nedenle larva         
evrelerinde solunum organı olarak solungaçlar görev yapar.
Ergin kurbağa karasal yaşama uyum gösterdiği için solunum
organı olarak akciğerler kullanılır. Ayrıca derilerini nemli
tuturak deri solunumu da yaparlar. Kurbağa akciğerleri                    
sağ ve sol olmak üzere iki tanedir. Akciğerler solunum yüzeyini artıracak şekilde bölmelere ayrılmıştır. Bu bölmeler alveol niteliğinde değildir. Akciğerler karıncıktan gelen karışık kanı temizler.

 

 

b) Sürüngenlerde solunum sistemi

 

Sürüngenlerden yılanlarda sol akciğer körelmiştir. Sağ akciğerin son kısmında hava kesesi oluşmuştur. Kaplumbağalarda sağ ve sol akciğer bölmelidir.

 

 

Şekil : 11.4 Sürüngenlerde Akciğer

 

c) Kuşlarda solunum sistemi

 

Kuşların akciğerleri de sağda ve solda olmak üzere iki tanedir. Akciğerlerden iskelet sistemi üzerine doğru hava keseleri uzanmaktadır. Bu hava keseleri uçmayı kolaylaştırır ve göç esnasında hava yedeği sağlar.

 

 

Şekil : 11.5 Kuşlarda Akciğer

 

 

C) Birden Fazla Solunum Sistemi Olan Canlılar

 

Bu özelliğe Afrika'daki nehirlerde yaşayan Dipneusti'lerde rastlanılır. Dipneusti'de sindirim kanalına bağlı hava kesesi bulunur. Hava kesesi balık su dışına çıktığında hava ile dolar.
Dipneusti, suda solungaçlarını ve hava kesesini birlikte kullanabilir. Sular çekildiğinde de (çamur içinde) hava kesesini kullanır.
Bazı canlılarda özellikle de kurbağalarda larva döneminde solungaç, erginlerde akciğer ve deri solunumu görülür.

 

11.2.3 İnsanda Solunum Sistemi

 

İnsanda solunum sistemi, soluk borusu ve akciğerlerden oluşmuştur. Hava soluk borusuna ağız ya da burundan gelir. Burundan alınan hava temizlenir, nemlendirilir. Isısı vücut ısısına ayarlanır, yutak üzerinden trakeye gönderilir. Trake akciğerlere girmeden önce ikiye ayrılarak bronşları oluşturur. Bronşlar da akciğer içinde alt dallara ayrılarak bronşçukları meydana getirir. Bronş ve bronşçukları geçen hava alveollere gelir. Alveollerde oksijen ve CO2 değişimi yapılarak, CO2'ce zengin hava aynı yoldan vücut dışına atılır.

 

A) Soluk Borusu Bronş, Bronşçuklar ve Alveoller

 

Soluk borusu yutağa açılan 10-12 cm uzunluğunda 2 cm çapında bir borudur. Soluk borusunun ilk kısmına gırtlak (larinks) denir. Gırtlak bölgesinde ses telleri bulunur. Ses telleri epitel hücrelerinin uzantılarından meydana gelmiştir.

 

Şekil : 11.6 Soluk Borusunun Yemek Borusuna Göre Konumu ve Epitel Tabakanın Büyütülmüş Şekli

 

Soluk borusu atnalı şeklinde halkaların üstüste gelmesi ile oluşmuştur. Kıkırdaktan olan bu halkaların iki ucu yemek borusu tarafında düz kasla birleştirilir. Kıkırdak halkalar soluk borusunun devamlı açık kalmasını sağlar. Yemek borusunun karşısında ise kıkırdağın yerini düz kas alarak büyük lokmaların geçişi kolaylaşmıştır. Soluk borusunun iç yüzeyinde mukus salgılayan goblet hücreleri ve salgı bezleri bulunmaktadır. Salgılanan mukus trakeyi nemli tutarak solunumla alınan toz, mikroorganizma ve sigara dumanının akciğerlerin derinliklerine kadar inmesini engeller.
Trake iç yüzeyini döşeyen silindirik epiteldeki titrek tüyler mukus tabakası ile tutulan toz parçacıklarının dışarı atılmasına yardımcı olur.
Soluk borusu akciğerlere girmeden önce iki kola ayrılarak bronşları oluşturur. Bronşların yapısı soluk borusu gibidir.
Bronşlar akciğer içinde binlerce borucuğa ayrılır. Bu borucuklara da bronşçuk denir. Bronşçuklar yapı olarak bronşlara benzemektedir. Bronşçuklar gaz değişiminin yapıldığı alveollere açılır.

 

B) Akciğerlerin Yapısı ve Görevleri

 

Akciğerler kalple birlikte göğüs boşluğunda bulunan esnek dokulu solunum organıdır. Sağ akciğer üç bölmeli, sol akciğer ise iki bölmelidir. Kalbin sol akciğere yakın olmasından dolayı sol akciğer daha küçüktür.

 

 

Şekil : 11.7 Akciğerin Genel Yapısı

 

Akciğerler dış taraftan iki tabakalı zarla çevrilmiştir. Bu zarlara plevra zarları denilmektedir. İç ve dış plevre arasında akciğerleri mikroorganizmalara karşı koruyucu lenf sıvısı bulunur. Bu sıvı nefes alıp verme esnasındaki sürtünmeyi azaltır. Plevra zarı damar, sinir ve bronşların akciğerlere girdiği bölgede yoktur.

 

Şekil : 11.8 Alveol Yapısı ve Alveolde Gaz Değişimi

 

Akciğerlerde gaz değişiminin yapıldığı birim alveollerdir. Alveolün çeperinde yassı epitel bulunur. Alveol sayesinde akciğerde gaz değişiminin yapıldığı yüzey 80 m2 ye ulaşabilir. Alveollerin etrafı kılcal damarlarla sarılmıştır.
Soluk alma ile alveollere gelen oksijence zengin hava difüzyonla alveol etrafından geçen kılcal damarlara geçer.
Kılcal damarlarla gelen kandaki CO2 yine difüzyonla alveollere geçer ve soluk verme ile vücuttan uzaklaştırılır.

 

C) Soluk Alma

 

Akciğerlere hava dolmasına soluk alma denir. Havanın akciğerlere girmesi için akciğerlerdeki hava basıncının atmosfer basıncından düşük olması gerekir. Bu durum göğüs kafesinin öne yukarıya, diyafram kasının da kasılıp düzleşmesi ile sağlanır. Bu iki olayın gerçekleşmesi ile göğüs boşluğu genişler ve hava akciğerlere girer. (Bkz. Şekil 11.9)

 

D) Soluk Verme

 

Akciğerlerdeki havanın dışarı çıkmasıdır. Soluk vermenin gerçekleşebilmesi için akciğerlerdeki hava basıncının atmosfer basıncından yüksek olması gerekir. Bu durum diyaframın yukarı doğru kubbeleşmesi kaburga kaslarının gevşemesi ile sağlanır. Bu etkenlerle göğüs boşluğu daralır ve akciğerlerdeki hava dışarı çıkar. (Şekil 13.9)

 

Şekil : 11.9 Soluk Alıp-Verme Mekanizması

 

11.2.4 Oksijen ve Karbondioksitin Taşınması

 

A) Oksijenin Dokulara Taşınması

 

Böcekler haricindeki bütün hayvanlarda oksijen ve karbondioksit kanla taşınır. Kan, suya oranla altı kat fazla oksijen taşır. Kana bu özelliği içinde hemoglobin molekülü bulunan alyuvarlar verir.
Hemoglobin, globin proteini, hem ve demir molekülünün birlikte oluşturduğu oksijen tutucu özelliğe sahip bir pigmenttir. Alveol boşluğundaki oksijen difüzyonla kan damarına (plazmaya) , plazmadan da alyuvar içine geçer. Alyuvarda hemoglobin molekülü ile birleşir.

 

 

 

 

Bu birleşme geçicidir. Alyuvar, O nin kullanılacağı dokuya geldiğinde HbO oksijen ve hemoglobine ayrılır.

 

HbO2 Hb+O2} Doku Kılcalları

 

Oksijen önce plazmaya, sonra da damar dışına çıkarak dokuya geçer. Dokuda solunum reaksiyonlarına katılır.

 

Şekil : 11.10 Oksijenin Dokulara Taşınması

 

Hayvanlar aleminde hemoglobinden başka pigmentler de vardır. Bu pigmentler Tablo 10.1 de gösterilmiştir.

 

- Hemoglobin (Omurgalılar)
- Klorokruorin (Halkalı solucanlar)
- Hemoglobin (Halkalı solucanlar)
- Hemosiyanin (Yumuşakçalar)
- Hemoeritrin (Halkalı solucanlar)

 

 

Tablo : 11.1 Hayvan Gruplarında Kan Pigmentleri

 

B) Karbondioksitin Akciğere Taşınması

 

Hücre solunumu ile oluşan karbondioksit difüzyonla hücreler arasına buradan da doku kılcallarına geçer. Doku kılcallarına geçen karbondioksit alyuvarlar tarafından tutulur.
Alyuvarlarda karbonik anhidraz enziminin etkisi ile su ile birleşerek karbonik asit (H CO ) oluşturulur.

 

 

 

 

Hidrojen iyonu hemoglobinle birleşir.
Bikarbonat iyonu ise plazmaya geçer.
Hidrojen ve bikarbonat alveol kılcallarına kadar bu şekilde taşınır. Bikarbonat iyonları alveol kılcalların da plazmadan alyuvara geçerek hidrojen atomu ile birleşir, karbonik asiti oluşturur.

 

 

 

Serbest kalan karbondioksit önce kan plazmasına sonra da akciğer alveolüne geçerek soluk verme ile vücudu terk eder. Bu aşamalar Şekil 10.11 gösterilmiştir.

 

 

Şekil : 11.11 Karbondioksitin Akciğere Taşınması

 

11.2.5 Karbonmonoksit (CO) Zehirlenmesi

 

Hemoglobinler CO ile oksijene oranla 6 kat daha hızlı bağ kurar. Kurulan bağ geri dünüşsüzdür. Karbonmonoksitin bol bulunduğu ortamlarda bütün hemoglobin molekülleri bağlandığı için dokulara oksijen gidemez ve ölüm meydana gelir.
Vurgun : Deniz dibinden yüzeye çıkarken ani basınç azalması nedeni ile kanda çözünmüş azot; gaz haline geçerek kılcaldamarları tıkar ve ölüme neden olur.

 

 

 

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme ( Pazar, 28 Eylül 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

ingilizce konuları

inkilap tarihi konuları

Genal tarih konuları

TBMMNİN AÇILIŞI ve TEPKİLER

Pazar, 03 Mayıs 2009

TBMM'NİN AÇILIŞI ve TEPKİLER 1. TBMM'nin Açılması İstanbul'un işgali ve Mebuslar Meclisi'nin dağıtılması üzerine harekete geçen Mustafa Kemal yayınladığı bir genelge ile Ankara'da olağanüstü...
+ tamamı

türkce konuları

geometri konuları