| Yazan: öss hazırlık,
Tarih: 05-03-2008 00:41
|
Okunma Sayısı : 319  |
Beğenilme : 13 |
Yayınlama yeri : INKILAP TARİHİ, İLKELER |
Milliyetçilik
Milliyetçilik,Atatürk ilkelerinin ve Türk
İnkılâbının temel ilkelerinden biri olduğu kadar,Türk Milleti’nin kaderini
tayin eden bir yüce ülkü ve milleti huzur ve refaha yönelten güçlü bir
bağdır.Milliyetçilik genel olarak herkesin mensup olduğu milleti sevmesi ve onu
yüceltmeye çalışmasıdır.Milliyetçilik,millet gerçeğinden hareket eden bir fikir
akımıdır.
a)Millet ve Milliyetçilik Kavramları
Fransızca “Nation” kelimesinin karşılığı
olarak aynı kökten,aynı soydan gelme anlamında kullanılan millet;her şeyden
önce ortak bağları olan insan topluluğudur.İnsanların tarihin en eski
çağlarından beri toplu halde yaşamalarına rağmen,bu toplulukların millet
karakterini alması Yakınçağın ürünüdür.Yani toplumlar sosyal gelişim
basamakları içinde aşiret teşkilatından, milli teşkilatlanma seviyesine
ulaşarak millet haline gelmişlerdir.
Milleti tanımlamak ve onu diğer insan
topluluklarından ayırmak için ortaya atılmış görüşleri iki grupta
toplamak mümkündür.Bu görüşlerden ilki Objektif millet anlayışıdır.Bu görüşe
göre millet; aynı ırktan gelen,aynı dili konuşan ve aynı dine inanan
insanların oluşturduğu bir topluluktur.Objektif unsurlar tarihi bakımdan birçok
milletin meydana gelmesinde çok önemli rol oynamışlardır.Fakat millet olgusunu
sadece bu faktörlere indirgemek, her milleti sadece objektif benzerliklerle
açıklamak artık yetersiz kalmaktadır.Bu bakımdan milletin oluşmasında Subjektif
veya kültürel unsurlar ağır basmaktadır.Gerçekten bir milletin oluşabilmesi
için onun her şeyden önce bir his olarak kalplerde yaşaması lazımdır.
İşte bu gerçek bir çok düşünürü millet kriterini subjektif veya manevi
unsurlarda aramaya yöneltmiştir.Subjektif millet anlayışını ilk defa en güçlü
şekilde ortaya koyan ünlü Fransız düşünürü Ernest Renan’dır.Ernest Renan
1882’de milletin, fertleri arasındaki birlikte yaşama duygusuna,bir ortak
kültüre,bir ruh birliğine dayandığını belirtmiştir.Gerçekten millet olabilmek
için en gerekli olan şey,toplumun fertleri arasında sevgi ve saygı hislerini canlı
tutan ,en gerekli anlarda karşılık beklemeksizin dayanışmayı sağlayan duygu
ortaklığının mevcudiyeti olmalıdır.Bu ortak duygu ancak, ortak bir kültür
hayatı yaşayan toplumlarda ortaya çıkabilir. O halde milli kültür, millet
olmanın sosyal dokusunu meydana getirmektedir.Bir toplulukta fertler aynı
kültür, aynı terbiye ve aynı duygularla birleşiyorsa, orada millet gerçeği
vardır denilebilir.
Şüphe yok ki,millet bir gönül birliği,
bir ruh anlaşması ve bunun hukuki ifadesi olan birlikte yaşama arzu ve iradesidir.Bu
birlik ve anlaşmanın doğması için elverişli bir zemin lazımdır.Bu zemin
yukarıda belirtilen objektif faktörlerdir.Ancak subjektif veya kültürel
faktörler bu zemin üstünde yükselebilir.Demek ki, bir milletin var olabilmesi
için objektif ve subjektif faktörlerin birbirini tamamlaması
lazımdır.Ayrıca bir insan grubunun bir gönül birliği halini alarak bir millet
meydana getirmesinde siyasi kuvvet ve teşkilatın da önemli rolü vardır.
Bütün bu bilgilerin ışığı altında millet;ne
yalnız ırk ve yurt birliğinin, ne yalnız dil, tarih ve ülkü birliğinin, ne de
siyasi,hukuki ve iktisadi birliğin ürünü olmayıp,yukarıda sayılan objektif ve
subjektif unsurların bir araya gelmesiyle oluşan tarihi ve sosyal bir
gerçektir.Bizde bu anlamda milleti ilk tarif eden Ziya Gökalp’dir.Gökalp’e
göre, milleti meydana getiren temel faktör ırk,kavim ya da coğrafya
değildir.Millet;Dilce, Dince, Ahlakça ve Güzellik Duygusu bakımından
müşterek olan ,yani aynı terbiyeyi almış fertlerden meydana gelmiş bir
topluluktur.
b)Milliyetçilik
Çağımızda milliyetçilik insanı bir gruba ve
bir topluma bağlayan en kuvvetli bağdır.Her milletin milliyetçilik anlayışı
değişik ve farklıdır. Çünkü milliyetçilik gelişmesini her ülkenin özelliğine
,her milletin kendine has karakterine göre şekillendirir. Bu sebeple dünyada ne
kadar milliyetçilik akımı varsa, o kadar da milliyetçilik anlayışı vardır.Bu
yüzden bütün milliyetçilik akımlarını içine alan açık ve belirli bir tanım
yapmak güçtür. Bununla birlikte milliyetçiliği,kendilerini aynı milletin üyesi
sayan kişilerin duydukları ;bir arada ,aynı sınırlar içinde
bağımsız yaşama ve meydana getirdikleri toplumu yüceltme isteği olarak
tanımlayabilmek mümkündür.
c)Türk Milliyetçiliğinin Doğuşu ve Gelişmesi
Türk Milliyetçiliği;İslâm ümmetçiliğinden çok
milletli Osmanlıcılığa, oradan İslamcılığa ve nihayet Türk milliyetçiliği ve
vatanperverliğine dönüşecek şeklinde bir gelişme göstermiştir. Bu hareket
Osmanlı Devleti’nin çeşitli din ve milliyetlerden meydana gelen kozmopolit yapısı
içinde bir tepki ve kendini bulma akımı olarak doğmuş ve daha ziyade Türkçülük
olarak adlandırılmıştır.
Fransız İhtilali ile birlikte modern milliyetçilik
anlayışının yayılması, çok milletli Osmanlı Devletini de etkilemiştir.
Milliyetçilik anlayışı Osmanlı Devleti’nde önce gayr-ı müslimlerde, daha sonra
da Türklerin dışındaki müslüman unsurlar arasında yayılmıştır. Türklerde
milliyetçilik, gayr-ı müslümlerin bağımsızlıklarını kazanarak, Osmanlı
Devleti’nden ayrılmalarına karşı bir tepki olarak doğmuştur.Balkan Savaşları
Osmanlıcılık anlayışının dayandığı temelleri yıkmış, Türk milliyetçiliğinin
hızla yükselmesini sağlamıştır.
Türk milliyetçiliğinin uyanışındaki bu
gecikmenin milletimize ne kadar pahalıya mal olduğunu Atatürk şu sözlerle
ifade etmektedir:”Biz milliyet fikirlerini uygulamakta çok gecikmiş ve çok
ilgisizlik göstermiş bir milletiz...Osmanlı İmparatorluğu’ndaki çok çeşitli
toplumlar hep milli inançlara sarılarak, milliyetçilik idealinin kuvvetiyle
kendilerini kurtardılar.Biz ne olduğumuzu, onlardan ayrı ve onlara yabancı bir
millet olduğumuzu sopa ile içlerinden kovulunca anladık...Anladık ki ,suçumuz
kendimizi unutmuş olduğumuzmuş”.
Milli Mücadele başlarında Türk milliyetçiliğini ve milli egemenlik
ilkesini kendisine rehber edinen Atatürk, tüm insanları milli mücadele hareketi
etrafında örgütleyerek, bağımsızlık mücadelesini başarıya ulaştırmıştır.
Dolayısıyla bugünkü sınırlarımız içinde yaşayan milletimiz, bu kaynaşma
temeline dayanmaktadır.Böylece milli mücadele hareketi, toplumumuzun ümmet
halinden, millet haline geçişi sürecinde önemli bir rol oynamıştır.
d)Atatürk’ün Millet ve Milliyetçilik Anlayışı
Atatürk’ün millet anlayışı bugün bilimselliği kabul edilmiş
olan subjektif veya kültürel millet görüşüne uygundur.Atatürk’e göre
millet;”Zengin bir geçmişe sahip olan, birlikte yaşamayı arzulayan, sahip
oldukları değerlerin korunması konusunda ortak irade gösteren insanların
birleşmesinden oluşmuş bir cemiyet “tir. Atatürk her millete uyabilecek bu
genel tanımın yanı sıra, Türk Milleti’nin oluşumunda etkin olan faktörleri de
şöyle sıralamıştır:
1-Siyasi varlıkta birlik 2-Dil
birliği 3-Yurt birliği 4-Irk ve menşe
birliği
5-Tarihi karabet(Yakınlık-akrabalık)
6-Ahlak birliği
Atatürk temelde,millet hayatında ve tanımında milli kültürü esas
almıştır.Nitekim Atatürk yaptığı tanımlardan birinde milleti; Dil,kültür ve
mefkure birliği ile birbirine bağlı vatandaşların oluşturduğu siyasi ve sosyal
heyet olarak tanımladığı görülmektedir..Türk milletinin oluşumunda kültürün önemine
büyük yer veren Atatürk, Türk kültürünün araştırılması ve zenginleştirilmesi
işine önem vermiş, bu amaçla Dil ve Tarih Kurumlarının yanı sıra ,fakülte ve
yüksek okulların açılmasına öncülük etmiştir.
Bu millet görüşünün ışığı altında Atatürk, milliyet prensibini şöyle
tanımlamaktadır:Bir milletin diğer milletlere oranla tabii veya sonradan
kazanılmış özel karakter sahibi olması diğer milletlerden farklı bir varlık
teşkil etmesi,çoğu zaman onlardan ayrı olarak onlara paralel gelişmeye
çalışmasına milliyet prensibi denir.
e)Atatürk Milliyetçiliğinin Özellikleri
Atatürk’ün milliyetçilik anlayışında millet esastır. Atatürk
milliyetçiliğinde özellikle Türk Milleti’nin geçmişine olan sevgi ile birlik ve
beraberliğine yer ve değer verilmektedir .Atatürk’ün “Bize milliyetçi
derler,fakat biz öyle bir milliyetçiyiz ki,bizimle işbirliği yapan bütün
milletlere hürmet ederiz.Bizim milliyetçiliğimiz bencil bir milliyetçilik
değildir. “ sözleriyle de ifade ettiği gibi, Atatürk milliyetçiliği herhangi
bir millet düşmanlığına dayanmamaktadır. Yurtta ve dünyada barışı öngörür. Bu
sebeple her türlü emperyalizme ve sömürgeciliğe karşıdır. Bağımsızlığı savunur.
Başka devletlerin de bağımsızlığına saygılıdır ve yayılmacı değildir.
Atatürk milliyetçiliği hürriyete ve insan şahsiyetine değer verir ve
eşitlik fikrine dayanır. Bölücülüğü ve ayrımcılığı
reddederek,birleştirici,bütünleştirici bir nitelik taşır. Ayrıca milliyetçiliği
reddeden akımlara ve sınıf mücadelesine karşı olup, laik, insancıl, barışçı
olmak gibi özelliklere sahiptir.
Atatürk milliyetçiliği ilericidir. Çağın gerçeklerine uygun olarak,
akıl ve bilimin doğrularına dayanır. Bu çerçevede Türk Milleti’nin dünya
medeniyetine bilimsel açıdan hizmetini öngörür.
Bütün bunların yanında Atatürk milliyetçiliği; akılcı, yapıcı,yaratıcı
ve idealist bir yapı içerisinde ,insan hak ve hürriyetlerine dayalı bir
biçimde, kültürel değerlere sahip çıkan bir sistem olarak Türk
Milletini sevmeyi ve onun menfaatleri için çalışmayı öngörür.
Son Güncelleme : 05-03-2008 00:41
|