öss hazırlık , oss konuları,öss Ders, öss

madde döngüsü

Pazartesi, 13 Ekim 2008

Canlıların hayatlarını sürdürebilmeleri için yaşadıkları ortamdan madde alıp vermek zorundadırlar.        Sınırları belli bir alanda yaşayan...
+ tamamı

MUTASYONLAR

Pazartesi, 13 Ekim 2008

Mutasyonlar, bir canlının DNA sı üzerinde yani genetik bilgileri üzerinde meydana gelen değişikliklerdir.Doğada mutasyonlara çok nadiren rastlanılmasına karşın meydana geldiği canlı...
+ tamamı

Diğer yazılar
1932-1938 Dönemi Türk Dış Politikası PDF Yazdır E-posta

 

Yazan: öss hazırlık, Tarih: 04-03-2008 21:28

Okunma Sayısı : 791    

Beğenilme : 11

Yayınlama yeri : INKILAP TARİHİ, İNKILAPLAR

1932-1938 Dönemi Türk Dış Politikası

Türkiye 1923-1932 döneminde uyguladığı dış politikanın temelini oluşturan Lozan’dan geriye kalan sorunları 1930’lu yılların başında çözdüğü için,uluslar arası alanda daha aktif rol oynayabilecek duruma gelmiştir.Dolayısıyla bu dönemde Türkiye sadece kendisini ilgilendiren dış meselelerde değil, başta dünya barışının korunması olmak üzere, dünyanın genel meseleleriyle de meşgul olmuştur.

 

Ancak 1929’da yaşanan  dünya ekonomik krizi, bütün devletlerin dış politikalarını yeniden gözden geçirmelerine neden olmuştur. Türkiye’de doğal olarak dış politikasını yeniden gözden geçirmek zorunda kalmıştır. Dünya ekonomik krizinin etkisiyle bu dönemde devletler arasında gruplaşmalar meydana gelmiştir. Bu çerçevede bir tarafta, I. Dünya Savaşı sonucunda oluşan durumu ve mevcut statükoyu değiştirmek isteyen Almanya, İtalya ve Japonya gibi devletlerden oluşan Revizyonist grup; diğer tarafta mevcut statükoyu korumak isteyen İngiltere, Fransa ve S.Birliği gibi devletlerden oluşan Antirevizyonist grup olmak üzere iki grup ortaya çıkmıştır. Bu gruplaşmada Türkiye, antirevizyonist grupta yer almıştır. Türkiye’nin bu grupta yer almasının sebebi ise, kendi güvenliğini sağlamak, dünya barışına katkıda bulunmak ve S. Birliği ile olan dostluk ilişkileri sebebiyle bu ülkenin de yer aldığı bu grupta bulunmaktır.

 

1.Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne (Cemiyet-i Akvam ) Girişi

 

Milletler Cemiyeti, I. Dünya Savaşı’nın galibi devletler tarafından dünya barışını korumak, Versailles Antlaşması ile Avrupa’da oluşturulan düzenin korunmasını sağlamak ve uluslar arası işbirliğini artırmak amacıyla kurulmuştur. Ancak bu teşkilat başlangıçta bir süre İngiltere’nin kontrolünde faaliyet göstermiştir. Bu yüzden Türkiye, İngiltere ile olan sorunları nedeniyle ilk etapta teşkilata pek sıcak bakmamıştır. Ancak takip ettiği “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” felsefesinin bir gereği olarak Türkiye, 1928’den itibaren dünyadaki silahsızlanma faaliyetlerine katılmış ve 1929’da da Briand-Kellog Paktını imzalayarak, uluslar arası ilişkilerde barıştan yana olduğunu ortaya koymuştur Bu durum Türkiye’nin 1930’lardan itibaren Milletler Cemiyeti ile ilgilenmesine sebep olmuştur.

 

Türkiye 1932’de yapılan Cenevre Silahsızlanma Konferansı’nda, Milletler Cemiyeti ile işbirliğine hazır olduğunu bildirmiş, bunun üzerine İspanya ve Yunan temsilcileri Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne kabul edilmesi yönünde bir teklif vermişlerdir. Bu teklifin 6 Temmuz 1932’de Milletler Cemiyeti Genel Kurulu’nca kabulü ve bu kararın 18 Temmuz 1932’de de T.B.M.M.  Genel Kurulu’nda onaylanması sonucu, Türkiye resmen Milletler Cemiyetine üye olarak katılmıştır.

 

2.Balkan Antantı

 

Türkiye’nin bu dönemde takip ettiği dünya barışının korunması çerçevesinde, Balkanlar ve Ortadoğu özellikle barışın korunması konusunda en faydalı bölgeler olarak görülmüş   ve bunun için çaba sarf edilmiştir.

 

Türkiye zaten hem barışın korunması, hem de Balkan ülkeleriyle olan dostluk ilişkilerine verdiği önemin bir göstergesi olarak 1923’te Arnavutluk, 1925’de Bulgaristan ve Yugoslavya ile birer Dostluk Antlaşması imzalamıştı. Gerek bu antlaşmaların Türkiye  ile Balkan ülkeleri arasındaki ilişkileri geliştirmesi, gerekse 1930 yılında Türk-Yunan işbirliğinin gerçekleşmesi Balkan Antantı’nın kurulmasına giden yolda önemli mesafe alınmasını sağlayan unsurlar olmuştur.Ayrıca Türkiye ile Yunanistan arasındaki bu yakınlaşmanın bir sonucu olarak, 1933’te Dostluk ve Sınır Güvenliği Antlaşması’nın imzalanması, Balkanlar’daki olumlu havayı daha da geliştirmiştir.

 

Bu dönemde, Balkanlar’da Türkiye’nin öncülüğünde gelişen dostluk ve işbirliği havası, 1930’lardan itibaren ortaya atılmış olan Balkan Antantı fikrini güçlendirmiştir.Özellikle 1933 yılında Almanya’da Nazilerin iktidara gelmesi bu fikrin, uygulamaya dönüştürülmesini sağlamıştır.

 

Balkan Antantı oluşturulurken, Balkan meselelerine büyük ilgi gösteren İngiltere, Fransa, İtalya, S.Rusya gibi büyük devletlerin onayı alınmış, ancak Bulgaristan ve Arnavutluk sonradan politikalarını değiştirerek bu birliğe katılmama kararı almışlardır. Balkan Antantı Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya arasında 9 Şubat 1934’de imzalanmıştır. Bu antlaşmanın 6 Mart 1934’de T.B.M.M. tarafından onaylanması ile Türkiye resmen Balkan Antantı’nın üyesi olmuştur.

 

Balkan Antantı ile bu ülkeler, Balkanlar’daki sınırlarını bölgedeki revizyonist devletlere karşı korumak amacıyla tedbirler alacak, Balkanlar’da barışın korunması ve güçlendirilmesi konusunda birbirlerine yardım edeceklerdir. Bu birlik Türkiye’nin batı dünyası ile, özellikle de İngiltere ve Fransa ile ilişkilerini güçlendirmesine yol açmıştır.

 

3. Sâdâbâd    Paktı

 

Türkiye Balkanlarda uyguladığı bölgesel barışın korunması ve işbirliğinin güçlendirilmesi politikasını, Ortadoğu’da da bu dönemde uygulamak için gayret sarfetmiştir.Bu amaçla 1932 ve 1936 yıllarında olmak üzere üç kez Irak ile ve yine 1937 yılında bir kez de Mısır ile dostluk ve çeşitli konularda işbirliğini sağlayan antlaşmalar imzalanmıştır. Bunun yanı sıra 1935’de Türkiye-İran-Irak arasında Ortadoğu’da bölgesel işbirliğini geliştirmek gayesiyle üçlü bir antlaşma imzalanmış, bu antlaşmaya daha sonra Afganistan da katılmıştır.

 

Ancak Ortadoğu’da barış havasının estiği bu dönemde İtalya’nın Habeşistan’a saldırması, Doğu Akdeniz’de İtalyan tehlikesini daha  belirgin hale getirmiş ve tedbir alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu nedenle bölgesel işbirliğinin daha etkin hale gelmesi gündeme gelmiştir. Bu anlayış doğrultusunda Türkiye’nin öncülüğünde Türkiye, Irak, İran ve Afganistan arasında, Tahran’daki Sâdâbâd Sarayında 1937’de Sâdâbâd Paktı imzalanmıştır.Bu antlaşma 1938’de T.B.M.M. tarafından onaylanarak, yürürlüğe girmiştir. 

 

Bu antlaşma ile taraflar kendi aralarındaki dostluk ilişkilerini devam ettirirken, aynı zamanda her konuda işbirliğine girmeyi de taahhüt etmişlerdir. Bunun yanısıra bu paktın bir başka önemi ise, Irak’ın İngiltere’nin mandası altında olması nedeniyle dolaylı olarak Türkiye ile İngiltere arasında da bir işbirliğinin gerçekleştirilmiş olmasıdır.

 

Türkiye Balkan Antlaşmasından sonra, Sâdâbâd   Paktıyla hem batıda hem de Ortadoğu’da bir güvenlik sistemi kurarak, kendisi için önemli gördüğü Balkanlar ve Ortadoğu’daki barışçı politikasını kuvvetlendirmiştir.

 

 

 

 

 

 

4-(1932-1938) Türk Sovyet İlişkileri

Türk-Sovyet ilişkileri cumhuriyetin ilk yıllarında oldukça dostluk havası içinde geçmişti.Ancak iki ülke arasındaki bu dostane ilişkiler, Türkiye’nin 1930’lardan itibaren Batılı  Devletlerle işbirliğine girmesinden olumsuz etkilenmiştir. Buna rağmen Türkiye Başbakanı ve Dışişleri Bakanları 1932’de S.Birliğini ziyaret etmişler ve bu ziyaret ilişkilere bir canlanma getirmiştir. Türkiye Sovyetlerle yaşadığı bu olumlu havayı bozmamak düşüncesiyle 1932’de Milletler Cemiyetine girerken, Sovyetlerin tasvibini almayı da ihmal etmemiştir. 1933 yılında iki ülke arasında zaman zaman görüş ayrılıkları yaşanmasına rağmen ilişkiler sıklaşarak devam etmiş, ancak 1934 yılında ilişkilerde kopukluk yaşanmaya başlanmıştır.Ancak bu dönemde bile Türkiye S.Birliği ile dostluğu sürdürmeye özen göstermiştir. 1933’de Almanya’da  Nazilerin işbaşına gelmesinden büyük rahatsızlık duyan Sovyetlerin İngiltere ile ilişkilerini artırması, Türkiye’nin işini kolaylaştırmıştır. S.Birliği’nin de 1934’de Milletler Cemiyetine girmesi Türk-Sovyet ilişkilerinde rahatlama sağlamıştır.

 

Sovyetler, bu dönemde imzalanan Balkan Antantı’ndan da rahatsızlık duymuşlar, ancak Türkiye tarafından kendilerine gerekli güvencelerin verilmesinden sonra Türk-Sovyet ilişkileri 1936’ya kadar olumlu bir seyir izlemiştir.1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalanmasından sonra iki ülke arasındaki dostluk havasını sürdürme imkânı kalmamıştır. Sovyetlerin dış politikasındaki bu değişiklik sadece Türkiye’ye özgü değildir.S.Rusya bu dönemde can düşmanı kabul ettiği Almanya ile olan ilişkilerinde değişiklik yapmış ve Almanya ile 1939’da bir antlaşma imzalamıştır.1945’den itibaren Sovyetler yayılmacı bir politika izleyerek, Türk topraklarına göz dikmişler ve bunu da açıkça ifade etmekten çekinmemişlerdir.

 

5. Türk İtalyan İlişkileri (1932-1938)

 

Bu dönem Türk-İtalyan ilişkilerinin gelişiminde 1928 Türk-İtalyan antlaşmasının tesiri olmuştur. Bu antlaşma Türkiye ile İtalya arasında büyük bir yakınlaşma sağlamamış olsa bile, 1934’e kadar ilişkilerin olumlu devam etmesinde rol oynamıştır. 1934’de İtalya’nın    Orta ve Yakındoğu’ya yayılma emellerinin ortaya çıkması Türk-İtalyan ilişkilerinin bozulmasına yol açmış, 1935’de İtalya’nın Habeşistan’a saldırması ise Türkiye’yi endişelendirmiştir.Milletler Cemiyeti’nin İtalya’yı bu saldırgan politikasından vazgeçirmek gayesiyle İtalya’ya karşı zorlayıcı tedbirler uygulaması, Türkiye’nin de bu tedbirlere destek vermesi Türk-İtalyan ilişkilerinin tamamen bozulmasına neden olmuştur. Özellikle İtalya’nın 1936 yılında 12 adayı kuşatması, Türkiye’yi huzursuz etmiş ve ilişkileri gerginleştirmiştir.Ayrıca  Türkiye ile yapılan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde İtalya, konferansa katılmamış ve Türkiye’nin boğazlarla ilgili isteklerine karşı çıkmıştır.Bu gerginlik 1937’de iki ülke arasında Akdeniz konusunda yapılan bir anlaşma ile nispeten yumuşamıştır. Ancak bu yumuşamanın ardında İtalya’nın Türkiye’yi, Almanya-İtalya grubunun yanına çekmek istemesi gerçeği yattığı için, yumuşama dönemi kısa sürmüştür.Oldukça zikzaklı bir seyir takip eden Türk-İtalyan ilişkileri, Türkiye’nin statükocu devletler safında yer almasında etkili olmuştur.

 

6.(1932-1938) Türk-Alman İlişkileri

 

Almanya, I.Dünya Savaşı’nda yenilerek, imzaladığı Versailles Antlaşması yüzünden uluslar arası diplomatik ilişkilerden uzak kalmış ve dünya siyasetinde aktif bir rol oynayamamıştır.Bu nedenle 1932 yılına kadar Türk-Alman ilişkileri çok düşük bir seviyede gerçekleşmiştir.

 

Ancak 1933’de Nazi yönetiminin işbaşına geçmesiyle Almanya, siyasî ve ekonomik gücünü artırmağa başlamıştır. Buna bağlı olarak Almanya 1933’ten itibaren Orta Avrupa ve Balkanları ekonomik nüfuzu altına almaya yönelmiştir. Almanya’nın dünya siyasetinde aktif bir rol oynamaya başlaması ile birlikte, 1934’ten itibaren Türkiye ile Almanya arasında ekonomik ilişkiler hızla gelişmeye başlamıştır. 1938’de Almanya ile Berlin’de bir ticaret antlaşması imzalanmış,Alman Ticaret Bakanı Türkiye’yi ziyaret etmiştir.Bu ziyaret sonucunda Almanya’nın Türkiye’ye kredi vermesi ile ilgili bir antlaşma yapılmıştır. Ancak Almanya bu dostluğu kullanarak,Türkiye’yi Revizyonist ülkeler grubuna çekmeye çalışmıştır.Bundan rahatsızlık duyan Türkiye,Almanya’nın 1939’da Çekoslovakya’yı işgalini kınamış,Almanya ve İtalya’nın yayılmacı politikasına karşı Antirevizyonist ülkelerin yanında yer alarak, Almanya ile siyasî açıdan yolunu ayırmıştır.

 

7.(1932-1938) Türk-İngiliz İlişkileri,Montrö Boğazlar Sözleşmesi

 

19323-1932 yılları arasında Musul sorunu yüzünden oldukça gergin olan Türk-İngiliz ilişkileri, bu dönemde daha dostça ve karşılıklı anlayış çerçevesinde geçmiştir. Bu dönemde yaşanan olaylar Türk-İngiliz yakınlaşmasını artırmıştır.Bu olayların başında,İtalya’nın Habeşistan’a saldırması gelmektedir.Bu olay üzerine 1936’da Türkiye-İngiltere-Yunanistan-Yugoslavya arasında Akdeniz Paktı adıyla bir antlaşma imzalanmıştır.1936 Montrö Boğazlar Konferansı’nda bu yakınlaşmanın bir sonucu olarak İngiltere, Türkiye’yi desteklemiştir.1936’da İngiltere Kralı VIII. Edward, İstanbul’u ziyaret ederek, Atatürk ile bir görüşme yapmıştır.

 

Bu dönemde iki ülke arasındaki siyasî dostluk, ekonomi alanında da kendisini göstermiştir.1937’de İngilizlerin yardımıyla Karabük Demir-Çelik Fabrikası kurulurken, 1938’de İngiltere’nin Türkiye’ye kredi vermesini öngören bir antlaşma imzalanmıştır.

 

Ayrıca yine bu dönemde Türkiye’nin İngiltere ile olan ilişkilerinde yeni bir dönem açılmış,1937 Nyon Konferansı’nda Türkiye İngiltere ile birlikte hareket etmiştir. Bunu sonucunda 1939’da Türkiye-İngiltere-Fransa arasında Karşılıklı Yardım Antlaşması yapılmıştır. Bu olay Türkiye’nin yolunu kesin olarak çizdiğinin, uluslar arası meselelerde barışı korumak için İngiltere,Fransa gibi Batı Avrupa ülkelerinin yanında yer aldığının göstergesidir

 

Son Güncelleme : 04-03-2008 21:28

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Beğenilme
Yazdır
E-mail olarak gönder
İlgili Makaleler
del.icio.us adresine kaydet

Anahtar kelimeler : INKILAP TARİHİ, İNKILAPLAR, 1932-1938 Dönemi Türk Dış Politikası


Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.6 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >
DİRENÇLERİN PARALEL BAĞLANMASI

Cuma, 21 Mart 2008

DİRENÇLERİN PARALEL BAĞLANMASI        
+ tamamı

LAMBA ANAHTAR İLİŞKİSİ

Cuma, 21 Mart 2008

LAMBA ANAHTAR İLİŞKİSİ   * L anahtarı açık ise hiçbir lamba yanmaz. * K açık L kapalı ise X, Y ve Z lambaları yanar * K ve L kapalıyken X ve Z yanar Y lambası...
+ tamamı

Diğer yazılar
ISLAHAT FERMANI

Salı, 04 Mart 2008

ISLAHAT...
+ tamamı

.Sosyal Alanda İnkılâp Hareketleri

Salı, 04 Mart 2008

.Sosyal Alanda İnkılâp Hareketleri   Bu alanda yapılan inkılâplar toplum hayatına çeki düzen vermek, Batı standartlarında bir sosyal hayat oluşturmak ve Batı ile olan ilişkilerde...
+ tamamı

Diğer yazılar
ORHUN ALFABESİ

Salı, 04 Mart 2008

ORHUN ALFABESİ Köktürk alfabesini Orhun anıtlarından öğrendik. Onun için Köktürk alfabesi daha çok Orhun alfabesi olarak anılır. Köktürk yazısı, Türk yazı dilinin ilk asırlarında ve özellikle...
+ tamamı

Büyük Selçuklular ( 1040 - 1157 )

Salı, 04 Mart 2008

Büyük Selçuklular    ( 1040 - 1157 ) Selçukluların Kökeni :Selçuklular Oğuzların Kınık Boyu'na mensuptur. Boyun başı olan Dukak Bey'in ölümü üzerine boyun başına Selçuk Bey...
+ tamamı

Diğer yazılar
Basinc

Cumartesi, 13 Ekim 2007

 Basinc 2 Bil IQ Seti Video Bilgisi İsim: Basinc 2 Bil IQ Seti Tanım: Basınç Konu Anlatımı
+ tamamı

Isi Sicaklik Genlesme 4

Cumartesi, 13 Ekim 2007

Isi Sicaklik Genlesme 4 Videodershane Video Bilgisi İsim: Isi Sicaklik Genlesme 4 Videodershane Tanım: Isı Sıcaklık Genleşme  
+ tamamı

Diğer yazılar
Rüştü Ve Gökhan Takımdan Ayrı Çalıştı

Çarşamba, 26 Mart 2008

Rüştü Ve Gökhan Takımdan Ayrı Çalıştı Beşiktaş, 29 Mart Cumartesi günü Fenerbahçe ile yapacağı derbi maçın hazırlıklarını bugün basına kapalı...
+ tamamı

Çocuklarımıza Dikkat!

Çarşamba, 16 Nisan 2008

Çocuklarımıza Dikkat! Psikolog Eyüp Yeniyıldız çocukların suçtan korunmalarına yönelik dikkat edilecek hususları ailelerle...
+ tamamı

Diğer yazılar
You are here  :
Adverbs of Frequency Am is are olumlu yapilar Am is are olumsuz yapilar Am is are soru yapilari Be Going To Can Ability Could Past Ability Could Past Ability Future Continuous Tense Future Tense 1 Future Tense 2 Going away Have you got any wine How can we get there How do you do How many and how much How many and how much I like it very much I sometimes work late Left Right Straight Ahead May and Might Must Have to 1 Must Have to 2 No smoking Past Perfect Continuous Tense YDS Should Suggestion Past Perfect Tense YDS Simple Present Tense Simple Present Tense 2 Simple Present Tense 3 What are they doing What Do You Need What does she look like What have you done What Would you like to do Whose is it Who is that Will Videodershane Would Like Would Rather Would General Grammars and Tenses 2 Future Tenses and Causatives 3 Passive Active and Passive infinitive 4 Participles 5 Gerund and infinitives Wish Clauses Adjective Complements Countables and Uncountables Noun Clauses Subjunctives Question Tags Neither Nor So Clauses