| Yazan: öss hazırlık,
Tarih: 05-03-2008 00:23
|
Okunma Sayısı : 426  |
Beğenilme : 17 |
Yayınlama yeri : INKILAP TARİHİ, İNKILAPLAR |
1961 Anayasası
1924 anayasası, 1960 yılına kadar varlığını
sürdürmekle birlikte, 1945 II.Dünya savaşı sonrasında ortaya çıkan
siyasal ve toplumsal gelişmeler karşısında sorunları çözmekte yetersiz
kalmıştır.Her ne kadar Fransız İhtilali’nin saçtığı evrensel nitelikli hak ve
özgürlüklere yer vermişse de, bu anayasanın II. Dünya savaşı sonrasında gündeme
gelen ve yayılmaya başlayan insan hakları konusundaki yeni gelişmeleri
kapsamaması bu yetersizliğin en önemli nedenidir.
Ayrıca özgürlüklerin sınırlandırılması konusunda
anayasanın iktidara geniş yetkiler tanımış olması, anayasaya aykırı olarak
çıkarılan kanunların iptal edilmesini sağlayacak bağımsız bir üst yargının
bulunmaması, bir başka ifade ile yasama organının işlemlerinin yargısal
denetime tabi tutulması konusunda çağdaş düzenlemelerin yapılmamış olması,
özellikle Demokrat Parti döneminde ciddi siyasal krizlere yol açmıştır.Sonuçta
sistemin tıkanması ve siyasi kaos 27 Mayıs 1960’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin
yönetime el koymasına neden olmuştur.27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi ile 1924
anayasası geçersiz sayılmış ve parlamento feshedilmiştir.Yeni bir anayasanın hazırlanması
için Millî Birlik Komitesi ve Temsilciler Meclisi’nden oluşan iki kanatlı bir
kurucu meclis oluşturulmuştur. Temsilciler Meclisi tarafından hazırlanan
anayasaya Millî Birlik Komitesi tarafından son şekli verilmiş ve anayasa 9
Temmuz 1961’de halk oyuna sunularak kabul edilmiş, 20 Temmuz 1961’de
de yürürlüğe girmiştir.
Halk oyuyla kabul edilerek yürürlüğe giren ilk
Türk anayasası olan 1961 anayasası, o tarihe kadar hazırlanan Türk
anayasalarının en uzunudur.1961 anayasası ile de, cumhuriyetin
vazgeçilmezliği ve egemenliğin millete ait olduğu hükmü vurgulanmıştır. 1961
anayasası ile yasama organ durumundaki TBMM iki kanatlı hale
getirilmiştir.Bunlar Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu’dur.Seçimle
belirlenen üyelerden oluşan Millet Meclisi’nin yetkileri daha
geniştir.Cumhuriyet Senatosu ise seçimle gelen üyelerin yanı sıra,
cumhurbaşkanının atamaları,Millî Birlik Kurulu üyeleri ve eski
cumhurbaşkanlarının doğal üye olarak katılımlarıyla oluşmaktadır.
1961 anayasası ile yargı her açıdan bağımsız hale getirilmiş ve yargıç
güvencesi sağlanmıştır.TBMM’nin çıkardığı yasaların anayasaya uygun olup
olmadığını denetlemekle görevli Anayasa Mahkemesi , ilk kez tam olarak
sendikalaşma, grev ve toplu sözleşme hakkı bu anayasa ile getirilmiştir.Başta üniversiteler
ve TRT olmak üzere çeşitli kurumların özerkleştirilmesi yoluna gidilmiştir.
1961 anayasasının sosyalleştirici bir rolü
vardır.İlk kez bu anayasa ile toplumda anayasa kültürü doğmuştur.1961
anayasasının diğer bir rolü ise siyasileştirici etkisinin olmasıdır.Halkın
siyaset sahnesine aktif bir unsur olarak girmesi ve katılımcı demokrasinin
gelişmesinde 1961 anayasasının rolü büyüktür.
T.Cumhuriyeti’nin en özgürlükçü
anayasası olarak değerlendirilen 1961 anayasası,1965 yılından sonra ortaya
çıkan sosyal,toplumsal ve ekonomik sorunlar karşısında tartışılır hale
gelmiştir.Bunun nedeni kimilerine göre hak ve özgürlüklerin çok geniş
tutulması, kimilerine göre de bu hak ve özgürlüklerden dolayı gelişen
muhalefete tahammül edilemeyişidir.Nedeni ne olursa olsun Türkiye 1970’li
yılların başında yeniden ciddi bir anayasal bunalıma girmiş ve 12 Mart 1971
Askerî Muhtırası sonrasında anayasada ilk önemli değişiklikler
gerçekleştirilmiştir.Bu değişikliklerle üniversiteler ve TRT’nin özerkliğinde
sınırlama yapılmış,hak ve özgürlüklerle yargının durumu yeniden düzenlenmiştir.
Ancak bu değişikliklere rağmen, sorunlar artarak devam etmiş ve ülkedeki
siyasal ve ekonomik bunalım aşılamamıştır.Sonuçta 12 Eylül 1980’de yine bir
askerî müdahale ile parlamenter rejime son verilmiş ve yeni bir dönem
başlamıştır
Son Güncelleme : 05-03-2008 00:23
|
|
|