| Yazan: öss hazırlık,
Tarih: 05-03-2008 00:24
|
Okunma Sayısı : 417  |
Beğenilme : 15 |
Yayınlama yeri : INKILAP TARİHİ, İNKILAPLAR |
1982 Anayasası
12 Eylül 1980 askerî müdahalesi ile 1961 anayasası
yürürlükten kaldırılarak, parlamento feshedilmiş, siyasal partiler
kapatılmıştır.Bu askerî müdahale sonrasında da yeni bir Kurucu Meclis
oluşturulmuştur. Millî Güvenlik Konseyi ve Danışma Meclisi olmak üzere iki
kanatlı bir şekilde oluşturulan bu Kurucu Meclis, anayasal ve yasal bir çatı
oluşturmak, yeni bir anayasa hazırlamak ve TBMM açılana kadar yasama görevini
yapmak gayesine yönelik olarak kurulmuştur.
Danışma Meclisi tarafından kabul edilen ve Millî
Güvenlik Konseyi’nce son şekli verilen anayasa,7 Kasım 1982’de halkoyuna
sunularak ,% 92 kabul oyu ile yürürlüğe girmiştir.
Cumhuriyetin vazgeçilmezliğinin ve millî egemenliğin bir kez daha
vurgulandığı 1982 anayasasında, Türk Devleti demokratik, laik ve sosyal bir
hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir.1961 anayasasının başlangıç kısmında
yer alan “Türk Milliyetçiliği” deyimi tartışmalara yol açtığı için, 1982 anayasasında
“Atatürk Milliyetçiliği”ne bağlılığın devletin temel nitelikleri arasında
gösterilmesi önemli bir yenilik olarak göze çarpmaktadır.
Yasama organı yeniden düzenlenerek 1961 anayasasıyla kurulan Cumhuriyet
Senatosu kaldırılmış ve yeniden tek meclisli sisteme dönülmüştür.
Yürütme konusunda ise 1961 anayasasındaki sistem
aynen korunmuş olmakla birlikte,bir farklılık olarak cumhurbaşkanının meclisi
feshetme yetkisi biraz daha genişletilmiştir.Buna göre 45 gün içinde bir
hükümet kurulamaz veya güvenoyu alamazsa, cumhurbaşkanı meclisi dağıtıp, ülkeyi
seçime götürebilecektir.
Temel hak ve özgürlükler ise 1961 anayasasında
olduğu gibi geniş ve kapsamlı bir şekilde düzenlenmiş olmakla birlikte,
kısıtlayıcı bir anlayış benimsenmiştir.
Din derslerinin ilk ve orta öğretimde okutulacak
zorunlu ders kapsamına alınması, 1982 anayasasının en çok tartışılan
yönlerinden birisini oluşturmuştur.
Türk toplumu 1876’da günümüze kadar beş farklı
anayasa ile yönetilmiştir. Günümüzde anayasa tartışmalarının hala devam ettiği
düşünülürse, anayasadan kaynaklanan sorunların çözüme kavuşturulduğunu
söyleyebilmek mümkün değildir. 1924 anayasası dışında kalan
(1876-1921-1961-1982) diğer dört anayasa, olağanüstü dönemlerin ürünü olarak,
yine olağanüstü şartlarda oluşturulan kurullar yada kurucu meclisler tarafından
acele ile hazırlanmıştır. Dolayısıyla olağanüstü dönemlerin etkisini yitirmesi
ile mevcut anayasanın da yetersizliği de ortaya çıkmıştır. Türkiye’de bütün
kesimlerin uzlaşmasıyla hazırlanacak sivil bir anayasa ile devlet-birey,
devlet-toplum, toplum-birey, birey-birey ilişkilerinin sağlıklı bir temel
üzerine oturtulması sağlanabilir.
Son Güncelleme : 05-03-2008 00:24
|