You are here:  ANA SAYFA arrow INKILAP TARİHİ arrow İNKILAPLAR arrow Çok Partili Siyasi Hayat
Çok Partili Siyasi Hayat PDF Yazdır E-posta

Yazar öss hazırlık   
Çarşamba, 05 Mart 2008

Çok Partili Siyasi Hayat

 

    Siyasi parti; demokrasiyle yönetilen ülkelerde halkın desteğini sağlamak suretiyle iktidar olmaya ve sürdürmeye çalışan, sürekli ve istikrarlı bir örgüte sahip siyasi topluluktur. Bu anlamda siyasi partiler, modern siyasi sistemlerin en önemli unsurlarından birisi olup, demokrasiyi de oluşturan güçlerdir. Siyasi partilerin yer almadığı bir demokrasi düşünülemez.

1. TBMM’de Çeşitli Grupların Ortaya Çıkması

 

    23 Nisan 1920’de çalışmalara başlayan ilk BMM, kendisini oluşturan milletvekillerinin  katılma şekilleri itibarıyla üç ayrı gruptan meydana gelmiştir. Bunlar; 19 Mart seçim genelgesine göre seçilenler, Meclis-i Mebusan üyesi olup Ankara’ya gelebilmiş olanlar, Yunanistan ve Malta’dan gelenlerdir. İlk meclisi oluşturan milletvekilleri temel olarak Misak-ı Milli’yi gerçekleştirmek amacında idiler. Bu sebeple belirli bir siyasi görüşe sahip olmadıkları gibi, herhangi bir siyasi partiyi de temsil etmemektedirler. Dolayısıyla aralarında birlikten söz etmek mümkün değildir. Farklı yerlerden ve menşelerden gelen bu kişilerin, doğal olarak düşünce yapıları da farklıdır. Bu durum zaman içinde kendini göstermiş, farklı düşünceler mecliste gruplaşmaları da beraberinde getirmiştir. Bu grupların en önemlileri : 

    Tesanüt (dayanışma) Grubu, İstiklâl Grubu, Müdafaa-i Hukuk Zümresi, Halk Zümresi ve Islahat (reform) Grubudur.

 

    Bu grupların ortaya çıkması ile mecliste çalışmalar yavaşlamış ve çeşitli çekişmeler yaşanmıştır. M. Kemal bu grupları bir araya getirerek, uzlaşma sağlamaya çalışmışsa da bu teşebbüsünde başarılı olamamıştır.

 

2. Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun Kurulması ve Bunun Halk Fırkasına Dönüşmesi     

 

    M. Kemal ilk TBMM’de ortaya çıkan grupların birleştirilmemesi üzerine, meclisin hızlı çalışmasını sağlayacak formüller aramaya başlamıştır. Bulunan formüllerden biri de, mecliste büyük bir grup kurmak suretiyle çoğunluğu ele geçirmek ve böylelikle meclisi çalıştırmaktır. Bu amaçla M. Kemal 151 arkadaşıyla birlikte 10 Mayıs 1921’de mecliste Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu adıyla bir grup kurmuştur. Aynı gün yapılan seçimden sonra grubun başkanlığına M Kemal  getirilmiştir.Grubun iki maddeden oluşan  programı şu şekildedir:

1) Grup, Misak-ı Millî  ilkeleri çerçevesinde milletin bağımsızlığını sağlayacak bir barışın elde edilmesi için,milletin bütün maddi ve manevi gücünü  kullanarak çalışacak.

2) Grup,devlet ve milletin teşkilatını, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun koyduğu ilkeler çerçevesinde tespit edecek ve hazırlayacak.  

 

    Meclisi çalıştırma doğrultusunda önemli bir adım atan M Kemal, meclisteki bütün milletvekillerinin bu grubun tabii üyesi olduğunu vurgulayarak, grubun dışında kalanların serbest hareket etmek isteyen birkaç kişiden ibaret olduğunu ifade etmiştir.Zamanla Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i  Hukuk Grubu dışında kalanlara İkinci Grup adı verilmiş ve bu grup, yapılan bazı çalışmalara karşı çıkarak bir muhalefet hareketi başlatmıştır.Ortaya çıkan bu muhalefet M Kemal’i  hem yapmak istediği inkılâpları halka mâl etme noktasında daha etkili olacağı, hem de ileride yapılacak seçimlere bir parti ile girerek muhalefetin gücünü kırma düşüncesiyle bir parti kurma kararına yöneltmiştir. M Kemal bu konudaki kararını 1922 Aralığı’nda, Halk Fırkası adıyla bir siyasî parti kurulacağını söyleyerek açıklamıştır.Bu açıklamadan sonra Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun, Halk Fırkası’na dönüştürülmesi düşüncesi benimsenmiş ve bu karar kamuoyuna da duyurulmuştur. 9 Eylül 1923 günü Halk Fırkası resmen kurulmuş, böylece ilk direnişle birlikte başlayan siyasî örgütlenme süreci, bir siyasi partinin resmen kurulmasıyla tamamlanmıştır.Halk Fırkası çalışmalarını bir süre bu isimle sürdürmüş, ancak Genel Başkan M Kemal’in isteği doğrultusunda partinin adı 1924’de Cumhuriyet Halk Fırkası olarak değiştirilmiştir.İkinci TBMM’nde  çoğunluğu elde eden ve cumhuriyet devrinin ilk siyasi partisi olan Cumhuriyet Halk Fırkası inkilâpların  öncülüğünü yapmıştır.

 

3-Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası

 

    Mili Mücadele’nin kazanılmasından sonra sıra Türk Milleti’nin çehresini her alanda değiştirecek inkılâpların yapılmasına gelince,inkılâpların şekli ve zamanı konularında  M. Kemal ve bazı arkadaşları arasında görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır.Bu görüş ayrılıkları zamanla iyice belirginleşmiş ve çok geçmeden bu kişiler mensubu oldukları Cumhuriyet Halk Fırkası’nın icraatlarına karşı çıkmaya başlamışlardır.Muhalifler Cumhuriyet Halk Fırkası’nın çatısı altında kalmayı uygun görmeyerek,istifayı düşünmüşlerdir.Aralarında M. Kemal’in silah arkadaşlarının da bulunduğu (Bunlardan bazıları Kazım Karabekir,Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele,Rauf Orbay ve Adnan Adıvar’dır) onbir  kişilik bir grup bu çerçevede Cumhuriyet Halk Fırkası’ndan istifa ederek ayrılmışlardır.Bu grup 1924 anayasasının çok partili rejime geçilmesine fırsat vermesinden yararlanarak,17 Kasım 1924’de Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adıyla yeni bir siyasi parti kurmuştur.Milli Mücadele sırasında M. Kemal’in etrafındaki ilk halkayı teşkil eden Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurucuları, muhalefet kontrolü olmaksızın bütün kuvvetlerin mecliste toplanmasının otoriter bir idare doğuracağı endişesini taşıyorlardı. Bu sebeple parti mecliste etkili bir muhalefet yaparak, demokratik bir denge kurmak amacındaydı.Bu nedenle Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, cumhuriyet tarihimizin ilk muhalefet  partisi olma özelliğini taşır.

 

    Terakkiperver Fırka’nın yapılan seçimler sonucunda genel başkanlığına Kazım Karabekir, ikinci başkanlığına Rauf Orbay,genel sekreterliğine ise Ali Fuat Cebesoy  getirilmişlerdir.

 

    Terakkiperver Fırka kurucuları programlarında millet iradesine ve cumhuriyet yönetimine olan bağlılıklarını vurgulamışlar, toplumu çağdaşlaştıracak değişikliklerin birdenbire değil, zamanla gerçekleşeceğini iddia etmişlerdir.Cumhuriyet Halk Fırkası’na nazaran daha liberal ve demokrat görüşleri benimsedikleri için, fırka yöneticileri dini inançlara saygılı olduklarını belirtmişlerdir.

 

    M. Kemal Türkiye’de demokrasinin yerleşmesini arzu ettiğinden başlangıçta yeni bir siyasî partinin kurulmasından memnun olmuştur.Ancak Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası zamanla mecliste sert tartışmalara giren, saltanat ve hilâfetin kaldırılmasından memnun olmayan üyelerin yanı sıra, ittihatçıların da bünyesinde yer almaya başladığı bir parti haline gelmiş,inkılâplara karşı olanlar açısından,inkılâpları engelleyecek son umut olarak görülmüştür.Dolayısıyla M. Kemal’in bu parti ile ilgili düşünceleri de değişmiştir.

 

4.Şeyh Sait İsyanı ve Terakkiperver Fırka’nın Kapatılması

 

Lozan’dan sonra  Musul konusunda Türkiye ile yaptığı ikili görüşmelerden de bir sonuç elde edemeyen İngiltere, Musul’un  Türk halkının Türkiye ile birleşme isteğini ve Türkiye’nin Ortadoğu’da kendisi aleyhinde bir durum yaratmasını önlemeye çalışmaktadır.Bu çerçevede İngiltere, Türkiye içinde bir takım karışıklıklar çıkarma ve ihtilâl hareketlerini körükleyerek, Türkiye’yi zayıflatma planları yapmaktadır. Bu amaçla Şeyh Sait isimli biri tarafından 13 Şubat 1925’de Genç iline bağlı Piran’da bir isyan hareketi başlatılmıştır. İngiltere’nin desteği sayesinde kısa sürede doğu illerinin bir bölümünü saran isyan ile İngiliz himayesinde bir Kürt Devleti kurulmasına çalışılmıştır. Şeyh Sait ve arkadaşlarının hareketi aynı zamanda dinî-siyasî niteliği de olan bir harekettir. Çünkü “din elden gidiyor”  şeklindeki propaganda ile halkın kandırılmasına çalışılmış, cumhuriyet ve inkılâpların ortadan kaldırılması plânlanmıştır.

 

Memleket içindeki cumhuriyet ve inkılâplara karşı olanların da Şeyh Sait isyanını desteklemesiyle durum oldukça   ciddi bir hal almıştır. Bunun üzerine T. Cumhuriyeti  Devleti hem isyanı bastırarak asayişi yeniden sağlamak, hem de vatanın parçalanmasını önleyerek varlığını devam ettirmek gayesiyle 4 Mart 1925 tarihinde “Takrir-i Sûkûn Kanunu”nu çıkartmış ve yine aynı tarihte biri isyan bölgesinde, diğeri de Ankara’da olmak üzere iki İstiklâl Mahkemesi kurmuştur.

 

Terakkiperver Fırka’nın programında yer alan bazı maddelerden faydalanmak isteyen bir takım kişilerin partiye üye olmaları ve parti mensupları tarafından yapılan propagandaların  halkı isyana teşvik ettiği düşüncesinin ortaya çıkması üzerine Diyarbakır İstiklâl Mahkemesi, isyanla ilgileri olduğu gerekçesiyle fırkanın bölgedeki bütün şubelerini kapatmıştır. Daha sonra Ankara İstiklâl  Mahkemesi de, Terakkiperver C. Fırkası ile ilgili yaptığı araştırmada, bu fırka tarafından yapılan propagandalarda din ve dince kutsal sayılan şeylerin istismar edildiğini tespit etmiştir. Bu tespit üzerine Bakanlar Kurulu, Takrir-i Sûkûn Kanunu’nun kendisine verdiği yetkiye dayanarak, Terakkiperver C. Fırkasını ülkedeki bütün şubeleriyle birlikte kapatmıştır.

 

Şeyh Sait İsyanı’nın Sonuçları:

     Terakkiperver C. Fırkası isyanda rolü olduğu gerekçesiyle kapatıldı.

     Şeyh Sait İsyanı, Türkiye’de çok partili siyasî hayata geçiş için elverişli ortamın henüz olgunlaşmamış olduğunu gösterdi.

     Doğu Anadolu’da bozulan huzuru sağlamak için çıkarılan Takrir-i Sûkûn Kanunu,1929’a kadar yürürlükte kaldı.

     T. Cumhuriyetini yıkmaya yönelik ilk isyan bastırıldı.

     İngiltere, Türkiye bu isyanla yıprandığı için, Musul sorununu kendi lehine çözmede büyük bir avantaj sağladı.

 

5. İzmir Suikastı

 

Şeyh Sait isyanı sonrasında inkılâpların karşısında olan unsurların sindirilmesi konusunda sertlik politikasına devam edilmiştir. Bu sırada yapılan inkılâpları halka anlatmak maksadıyla 1926 Baharı’nda yurt gezilerine çıkmayı planlayan Atatürk’ün programında,Balıkesir üzerinden 17 Haziran’da İzmir’e gidilmesi de vardır. Ancak aynı günlerde iktidar ve muhalefet arasındaki gerginlik devam etmektedir. İşte böyle bir ortamda menfaatleri zedelenen bazı kişiler, Terakkiperver Fırka’nın kapatılmasından sonra, cumhuriyeti ve inkılâpları ortadan kaldırarak, eski günlere dönmek şeklindeki amaçlarına ulaşmak gayesiyle M. Kemal’i öldürmeye karar vermişlerdir. Bu işi de, O’nun İzmir’e yapacağı seyahat sırasında gerçekleştirmeyi plânlamışlardır. Suikastı plânlayan Ziya Hurşit ve arkadaşlarına Giritli Şevki yardım edecek ve onları suikasttan sonra Yunan adalarına kaçıracaktır. Ancak çeşitli sebeplerden dolayı  M. Kemal’in İzmir’e yapacağı seyahatin bir gün gecikmesinden şüphelenen Giritli Şevki’nin, meseleyi yetkililere haber vermesi ile olay ortaya çıkmıştır. Olayın ortaya çıkması üzerine Ankara İstiklâl Mahkemesi Heyeti, İzmir’e giderek olaya el koymuş ve olayla ilgisi olduğu düşünülen kişiler yakalanarak tutuklanmışlardır. Bu kişiler arasında İttihatçılar ve Terakkiperver Fırka mensupları da vardır. M. Kemal’e göre suikastın arkasında Terakkiperver Fırka vardır ve bu suikast birkaç kişinin eseri değil, muhaliflerin inkılâp ve cumhuriyet aleyhine giriştikleri büyük bir ihanetin eseridir. Dolayısıyla Terakkiperver C. Fırkası üyelerinin tutuklanmaları gerekmektedir. Hatta M. Kemal, “İttihatçıların Terakkiperver Fırka ile örgütlendiklerini ve bir darbe ile iktidara gelmek istediklerini, suikastı de bu nedenle plânladıklarını” düşünmektedir.İsmet Paşa’nın böyle düşünmemesine rağmen, Kazım Karabekir Paşa Terakkiperver C. Fırkası başkanı olarak Ankara’da tutuklanmış ve 26 Haziran 1926 sabahı İzmir’e getirilmiştir. Aynı gün İstanbul’dan parti üyesi olan Refet Bele, Cafer Tayyar, Ali Fuat Cebesoy ve İttihatçı eski Maliye Bakanı Cavit  Bey de arkadaşlarıyla birlikte yargılanmak üzere İzmir’e getirilmişlerdir.

 

Yargılama sonucunda İttihatçıların daha önce kapatılan ve Terakki Fırkası’nı yeniden dirilterek, Terakkiperver Fırka’nın da desteği ile iktidara gelmek niyetinde oldukları kanaatine varılarak, Cavit Bey, Dr. Nazım Bey ve Naili Bey idam edilmişlerdir. Kazım Karabekir Paşa suçsuz bulunarak, serbest bırakılmış, bazı İttihatçılar tutuklanmış, bu olayla İttihat ve Terakki’nin Türk siyasî hayatından silinmesi doğrultusunda önemli bir adım atılmış, muhalefet sindirilmiştir.

 

6. Serbest Cumhuriyet Fırkası

 

      Terakkiperver Fırka’nın 3 Haziran 1925’de kapatılmasıyla Türkiye’de çok partili rejim denemesi de sona ermiş ve yeniden tek parti dönemi yaşanmaya başlanmıştır. Ancak dışarıdan bakıldığında tek parti yönetimi yanlış değerlendirmelere yol açmakta, sanki Türkiye diktatörlükle yönetiliyormuş gibi bir havanın yayılmasına sebep olmaktaydı. Bu değerlendirmelerden rahatsızlık duyan Atatürk, yeniden çok partili siyasi hayata geçilmesi düşüncesindeydi.

 

     Ayrıca, Türkiye’de 1922-1930 yılları arasında yapılan inkılâplar, hükümete karşı bir direnme meydana getirmiştir. Özellikle sanayileşme politikası ile alkollü içkiler, sigara, şeker, tuz ve deniz nakliyatının devlet tekeline alınması bu hoşnutsuzluğu daha da arttırmıştır. Bu siyaset aynı zamanda Türkiye’de büyük ölçüde ekonomik durgunluğa da yol açmıştır.

 

         Hükümet ise, prensip olarak özel teşebbüse taraftar olduğunu ifade etmekle birlikte, takip ettiği ekonomik politika ile dar bir devletçi görüşü benimsemektedir. Bu nedenle M. Kemal devletçi düşünceyi benimseyen Cumhuriyet Halk Fırkasının karşısında, liberal ekonomiden yana bir muhalif grubun bulunmasını faydalı ve lüzumlu görmektedir. Bu nedenle hem dışarıda Türkiye aleyhinde ortaya çıkan yanlış değerlendirmeleri ortadan kaldıracak, hem de içerideki sıkıntıları gidererek, rejimin sağlıklı yürümesini sağlayacak yeni bir muhalefet partisinin kurulması gereklidir.

 

      M. Kemal 1930 yılının yaz aylarını Yalova’da geçirmektedir. O günlerde M. Kemal’in yakın arkadaşı Paris Büyükelçisi Fethi Okyar da Yalova’da M. Kemal ile görüşmeler yapmaktadır. Bu görüşmelerde Fethi Bey, M. Kemal’e sık sık İngiltere parlamentosundan ve oradaki siyasi partilerden söz etmekte, Türkiye’de ki ekonomi ve demiryolu politikalarının yanlışlığını anlatmaktadır. Bu görüşmelerden birinde M. Kemal, Fethi Bey’e bu dediklerinizi yapabilmeniz için hemen bir siyasi parti kurunuz, partinin başına geçerek düşüncelerinizi mecliste savununuz teklifinde bulunarak, O’nu yeni bir parti kurmakla görevlendirmiştir.

 

M. Kemal tarafından yeni bir parti kurmakla görevlendirilen Fethi Bey çalışmalarını tamamlayarak, 12 Ağustos 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kurmuştur.

 

Serbest C. Fırkası’nın bir muhalif parti olarak kurulmasından maksat,birikmiş hoşnutsuzlukların giderilmesini sağlamak ve hükümeti hem kusurlarını düzeltmeye, hem de ekonomik duruma yeni çareler aramaya sevk edecek bir kontrol sistemi yaratmaktır.

 

Serbest Cumhuriyet Fırkası parti programına göre, cumhuriyetçilik,milliyetçilik ve laiklik esaslarına bağlı, liberalizmi ve kadınlara siyasî haklar verilmesini savunan bir partidir.

 

Serbest C.Fırkası, kuruluşundan hemen sonra özellikle Ege Bölgesi’nde büyük bir taraftar kitlesi bulmuş ve önemli ölçüde teşkilatlanmıştır.Bu sebeple Fethi Bey’in yerel seçimler öncesinde propaganda amacıyla Ege Bölgesine yaptığı ziyaret ve burada yapılan toplantılara katılım büyük olmuştur.Bu toplantılar sırasında halk alınan bütün tedbirlere rağmen, hükümet ve inkılâplar aleyhine gösteriler yapmıştır. Bu durum, inkılâpların hayatiyetini temin açısından, henüz bir muhalefet partisi teşkili için zamanın erken olduğunu göstermektedir.Ancak kısa sürede büyük bir hızla gelişen parti, 1930 yılında yapılan yerel  seçimlere katılarak, 502 yerde belediye seçimlerini kazanmıştır. C. Halk Fırkası, Serbest  Fırka’nın seçimlerde usulsüzlük yaptığını iddia etmiş ve 502 belediyenin, 22 tanesi geçerli sayılmıştır.

 

Yerel seçimlerde Serbest  Fırka’nın yolsuzluk yaptığı iddiaları, mecliste sert tartışmalara yol açmış ve bu durum M. Kemal ile Fethi Bey’i karşı karşıya gelme noktasına getirmiştir. M. Kemal ile karşı karşıya gelmeyi arzu etmeyen Fethi Bey, Serbest C. Fırkası’nın bir anda cumhuriyet ve inkılâplara karşı olanların odaklandığı bir parti haline gelmesi üzerine, İçişleri Bakanlığı’na verdiği bir dilekçe ile fırkanın kendi kendisini feshetmesini sağlamıştır.Dolayısıyla Güdümlü Muhalefet Partisi olarak ortaya çıkan bu partinin kapanmasıyla, Türkiye’de yeniden 1945’e kadar devam edecek olan tek parti yönetimi kaçınılmaz olmuştur.

 

7. Menemen Olayı

 

Serbest Fırka’nın kendi kendisini feshetme kararı almasıyla adeta boşlukta kalan cumhuriyet ve inkılâp karşıtları, Türkiye’de ki bu değişimi sona erdirecek bir arayış içine girmişlerdir.Onlara göre bir isyan çıkararak, Türkiye’deki eski  günlere dönüşü sağlamak, başvurulacak yollardan birisi olarak görülmektedir.Manisa’nın bir köyünden geldikleri sanılan altı kişinin Menemen’e gelerek şeriat istemeleri ile isyan patlak vermiştir. Olayın duyulması üzerine bölgeye gelerek, isyancılara engel olmak isteyen Asteğmen Kubilay ile Hasan ve Şevki adındaki iki bekçi isyancılar tarafından öldürülmüşlerdir. Sıkı yönetimin ilan edildiği bölgeye, daha sonra askerî  birliklerin gelmesiyle isyancılardan üçü öldürülmüş, diğerleri de yakalanmıştır. İçlerinden Derviş Mehmet isimli kişinin peygamberlik iddiasıyla başlayan olay, şiddet kullanılarak bastırılmış, ancak bu olayın 6 kişinin gerçekleştirdiği bir olay olamayacağı, olayın arkasında başka güçlerin varlığı düşüncesiyle çok yönlü araştırma yapılmıştır. Olay sonrasında 34 kişi idam edilmiş, 41 kişi de çeşitli sürelerde hapis cezasına çarptırılmışlardır.

 

 

 
< Önceki   Sonraki >

ingilizce konuları

inkilap tarihi konuları

Genal tarih konuları

TBMMNİN AÇILIŞI ve TEPKİLER

Pazar, 03 Mayıs 2009

TBMM'NİN AÇILIŞI ve TEPKİLER 1. TBMM'nin Açılması İstanbul'un işgali ve Mebuslar Meclisi'nin dağıtılması üzerine harekete geçen Mustafa Kemal yayınladığı bir genelge ile Ankara'da olağanüstü...
+ tamamı

türkce konuları

geometri konuları