| Yazan: öss hazırlık,
Tarih: 05-03-2008 00:17
|
Okunma Sayısı : 1537  |
Beğenilme : 17 |
Yayınlama yeri : INKILAP TARİHİ, İNKILAPLAR |
Cumhuriyetin İlânı (29 Ekim 1923)
Cumhuriyet dilimize Arapça “Cumhur” kelimesinden geçmiştir. Cumhur;
halk, ahali, büyük kalabalık demektir ve toplu bir halde bulunan kavim yahut
milleti ifade etmek için kullanılmaktadır.
Cumhuriyet, halka dayanan, gücünü halktan alan bir devlet şeklini ifade
eder. Bu anlamda cumhuriyet, iktidarın millete ait olduğu bir sistemdir. Bu
sebeple cumhuriyette egemenlik bir kişiyi veya zümreye değil, toplumun bütün
kesimlerine aittir.
Cumhuriyet başta devlet başkanı olmak üzere, devletin temel
organlarında görev yapan kişilerin seçimle işbaşına geldikleri, bunların
belirlenmesinde kesinlikle veraset sisteminin rol oynamadığı bir hükümet
şeklini benimser.
Cumhuriyet fikri ilk defa Fransız İnkılâbı sonunda ortaya çıkmıştır.
Dar ve geniş anlamda olmak üzere iki şekilde kullanılır. Dar anlamda
cumhuriyetten, sadece devlet başkanının, doğrudan veya dolaylı olarak halk
tarafından belirli bir süre için seçilmesi kastedilirken, geniş anlamda
cumhuriyetten ise, egemenliğin milletin bütününe ait olması ifade edilir.
Türkiye’de cumhuriyetin ilanı, kurucusu Atatürk’ün düşünceleri ile
yakından ilgilidir. O, gençlik yıllarından beri cumhuriyet fikrini benimsemiş
bir kişidir. Daha o yıllarda Atatürk, Türk Milleti’nin bir gün mutlaka
cumhuriyet idaresine kavuşacağını söylemekten de çekinmemiştir.
Atatürk cumhuriyetle ilgili düşüncelerini çok önceden olgunlaştırmış ve
şartların oluşmasını beklemiştir. Atatürk, Türk Milleti’nin cumhuriyet rejimine
kavuşması konusunda ilk adımı Erzurum Kongresi sırasında atmış ve Mazhar Müfit
Kansu’ya, “Zaferden sonra hükümet şeklinin cumhuriyet olacağını” söylemiştir.
23 Nisan 1920 de Ankara’da açılan ilk BMM, cumhuriyet yolunda atılmış büyük bir
adımdır. Bu meclisin kabul ettiği ilk anayasada yer alan “Hâkimiyet kayıtsız
şartsız milletindir” ibaresine uygun olarak oluşturulan siyasi rejim ise, adı
konulmamış bir cumhuriyettir.
Atatürk, Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlandırılması ve yurttan
düşmanların çıkartılmasından sonra, Türk Milletini çağdaş medeniyetler seviyesine
ulaştıracak çalışmaları başlatmıştır. Bu çerçevede 1 Kasım 1922 de kabul edilen
bir kanunla saltanat kaldırılmıştır. Bu aynı zamanda cumhuriyetin önünde yer
alan bir engelin de ortadan kaldırılması demektir. 24 Temmuz 1923 Lozan
Antlaşması’nın imzalanmasıyla Milli bağımsızlık tam anlamıyla elde edilmiştir.
Ancak bu dönemde, Yeni Türk Devleti’nde milli egemenlik prensibinin
devletin temel taşı olarak belirlenmiş olmasına rağmen, devletin yönetim şekli
açıkça belli değildir. Olağanüstü şartlarda hazırlanmış olan 1921 anayasası
ihtiyaçlara cevap verememektedir. Bu anayasaya göre bir devlet başkanının ve
kabine sisteminin olmaması,sık sık hükümet buhranlarına yol
açmaktaydı.Özellikle 25 Ekim 1923 günü Başbakan Fethi Bey’in istifa etmesi ve
yeni hükümetin kurulamaması,meclisin çalışma güçlüğünü ortaya koyarken,ülkenin
içinde bulunduğu durumun ciddiyetini de gözler önüne seriyordu.
28 Ekim akşamı Çankaya’da yeni hükümetin kurulması çalışmaları
sırasında, başsız bir devletin olamayacağı görüşünün ortaya çıkması ve dış
ülkelerde “Türkiye’nin bir devlet başkanı bile yok” gibi sözler söylendiğinin
ifade edilmesi üzerine Atatürk, cumhuriyetin ilanı için beklenen günün
geldiğini görerek, yanında bulunanlara, “yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz”
diyerek bu konudaki fikrini açıklamıştır.
Atatürk, 28 Ekim gecesi, İsmet Paşa ile birlikte 1921 anayasasının
devlet şeklini belirleyen maddelerinde değişiklik öngören bir kanun tasarısı
hazırlamış, 29 Ekim günü önce Halk Fırkası Grubu’nda görüşülerek kabul edilen
bu tasarı, aynı günde mecliste kabul edilmiş ve böylece cumhuriyet resmen ilan
edilmiştir.
Cumhuriyetin ilanından sonra aynı gün 158 milletvekilinin katılımıyla
yapılan seçim sonunda, M. Kemal Atatürk oy birliğiyle cumhurbaşkanlığına
seçilmiştir.
Cumhuriyetin ilanı ile kabine sistemine geçilirken, devletin
demokratikleşmesi yolunda önemli bir adım atılmış ve inkılâpların yapılması
için ortam hazırlanmıştır.
Verilen bilgilerin ışığı altında cumhuriyetin ilan edilme nedenlerini
ve cumhuriyetin ilanının sonuçlarını özetlemek gerekirse :
Cumhuriyetin İlan Edilme Nedenleri :
Millet egemenliğinin
gerçekleştirilmesini sağlamak.
Saltanatın
kaldırılmasından sonra ortaya çıkan devlet başkanlığı sorununu çözümlemek.
Yeni Türk Devleti’nin
rejimini belirlemek ve bu konudaki tartışmalara son vermek.
Yeni Türk Devleti’ni
çağdaş medeniyetler düzeyine çıkarmak.
1923 sonbaharında ortaya
çıkan hükümet bunalımı sonucunda, yürütme işlerinde yaşanan aksaklıkları
gidermek.
Cumhuriyet İlanının Sonuçları :
Yeni Türk Devleti’nin
rejimi belirlendi. Bu konuda yaşanan karışıklık son buldu.
M Kemal’in cumhurbaşkanı
seçilmesiyle devlet başkanlığı sorunu çözüldü, iktidar boşluğu sona erdi.
Meclis hükümeti sistemi
yerine, kabine sistemi (Bakanlar Kurulu) getirilerek, yürütme işlerinin
hızlanması sağlandı
Milli Mücadele’nin başından beri amaçlanan milli
egemenlik düşüncesi gerçekleştirildi
Son Güncelleme : 05-03-2008 00:17
|