| Yazan: öss hazırlık,
Tarih: 05-03-2008 00:16
|
Okunma Sayısı : 829  |
Beğenilme : 19 |
Yayınlama yeri : INKILAP TARİHİ, İNKILAPLAR |
Saltanatın Kaldırılması ( 1 Kasım 1922)
11 Ekim 1922 tarihinde Mudanya Mütarekesi’nin imzalanmasıyla
cephelerdeki savaş sona ermiş, ancak kalıcı barış henüz yapılmamıştır. Taraflar
arasında savaşa son verecek bir barış antlaşmasının imzalanabilmesi için, 28
Ekim 1922’de Lozan’da Barış Konferansı’nın toplanması kararlaştırılmıştır.
Ancak bu sırada İtilaf Devletleri, kendileri açısından en uygun ortamı
hazırlamaya çalışmaktadırlar. İtilaf Devletleri bu amaçla, TBMM
Hükümeti’nin yanı sıra konferansa İstanbul Hükümetini de davet ederek, ortaya
çıkacak görüş ayrılıklarından yararlanmayı hedeflemişlerdir.
İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletlerinin bu teklifini değerlendirmek
niyetindedir. Bu gaye ile Mustafa Kemal Paşa’ya ve TBMM’ne iki ayrı telgraf
gönderen Sadrazam Tevfik Paşa, “Kazanılan başarıda kendilerinin de payı
olduğunu, kazanılan zaferin İstanbul ile Anadolu arasındaki ikiliği ortadan
kaldırması gerektiğine” işaret ederek, konferansa İstanbul Hükümetinin de
katılabilmesi konusunda yardım istemiştir.
M. Kemal Paşa, Sadrazam Tevfik Paşa’nın telgrafını ve İstanbul
Hükümeti’nin Lozan görüşmelerine katılma konusunu 30 Ekim 1922 günü toplanan
Meclis Genel Kuruluna getirmiştir. Bu konu mecliste iki farklı görüşün
belirmesine yol açmıştır. Bir grup milletvekili Osmanlı Devleti’nin ve
padişahlığın artık hükmünü yitirdiğini ifade ederek Sadrazamı ve telgrafını
protesto ederken, diğer grup ise sadece Sadrazamın telgrafına red cevabı
verilmesini, Osmanlı Devleti ve padişahlık hakkında bir karar verilmemesini
savunmuştur. Bu tartışmalar sürerken Meclis Başkanlığı’na, “Osmanlı
İmparatorluğu’nun yıkılmış olduğunu, yeni bir Türk Devleti’nin doğduğunu,
Teşkilât-ı Esasiye Kanunu gereğince egemenliğin millete ait olduğunu”
ifade eden bir önerge verilmiştir. Bu önergenin mecliste görüşülmesi sırasında
özellikle egemenliğin kimin elinde bulunması gerektiği konusunda sert
tartışmalar yaşanmıştır. M. Kemal Paşa, bilgi vermek ve görüş ayrılıklarını
ortadan kaldırmak amacıyla, 1 Kasım 1922’de mecliste uzun bir konuşma yaparak,
muhalifleri ikna etmeye çalışmıştır. M. Kemal Paşa’ya göre; Türk Milleti
egemenliği kendi eline almış durumdaydı. Dolayısıyla, gerçekte saltanat açıkça
olmasa da kaldırılmış demekti. İstanbul Hükümetini dayanaksız ve hükümsüz kılmak
için, sıra bunun bir kanunla açık ve kesin bir biçimde ifade edilmesine
gelmişti. Mecliste yapılan tartışmalardan sonra, hakimiyetin(egemenliğin)
millet tarafından kullanılması gerektiği görüşü ağırlık kazanmış, verilen
önerge tasarı haline dönüştürülerek, 1 Kasım 1922’de Meclis tarafından oy
birliği ile kabul edilmiş ve saltanat kaldırılmıştır.
Bu kanuna göre İstanbul’daki hükümet 16 Mart 1920 günü sona ermiştir.
Tek hükümet Misak-ı Milli sınırları içindeki TBMM Hükümetidir. Saltanat ve
Hilâfet bu kanunla birbirinden ayrılmış, saltanat kaldırılmış, hilâfet
makamının ise varlığı bir süre daha devam etmiştir.
Saltanatın kaldırılması ile Vahideddin padişahlık haklarını kaybetmiş
ve Osmanlı Devleti’nin siyasi varlığı kesin olarak sona ermiştir. Böylece İstanbul
Hükümeti de hükümsüz kalmıştır. 4 Kasım 1922 de Tevfik Paşa hükümeti de istifa
edince, TBMM Hükümeti Türkiye’nin tek hükümeti olarak kalmıştır. Bu durum
karşısında Vahideddin 17 Kasım 1922’de ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır.
Son Güncelleme : 05-03-2008 00:16
|
|
|