|
ORTAÇAĞ AVRUPASINA GENEL BAKIŞ
SÜZEREN(DEREBEYİ): Toprağın asıl sahibi, üstün güç sahibi.
Derebeyi.
VASOL: Süzerenin koruyuculuğu altında bulunan ve emirleri
doğrultusunda savaşan.
FİYAJ:Süzerenin vasala bağış olarak verdiği toprak. Bir
nevi tımar gibi
SENJÖR: Senyör olan derebeyi, hem toprağın hem de
çiftiçinin sahibidir.
SERF: Senyörlerin üretimi denetlemesi ve üretim fazlasına el
koyması.
AFOROZ: Hristiyanlık dininde kişileri dinden
atma.
ENTERDİ: Klisenin dini görevlerini
durdurması(lokavt). Ülkeyi yöneticileriyle birlikte cezalandırma.
Siyasi ,Sosyal ve Ekonomik
Durum :Kavimler göçü
sonrası Avrupa'da krallıklar güçlerini kaybettiler. Soyluların güç
kazanmalarıyla birlikte tüm ortaçağ boyunca Avrupa'da etkili olacak olan siyasi
yönetim biçimi " Feodalite ( Derebeylik) " ortaya çıktı.
Toplumsal eşitsizlik üzerine kurulan bu düzen içinde halk, farklı
toplumsal sınıflara ayrılmıştır :
1. Soylular (Senyörler): Soylular,
oturdukları toprakların sahibiydiler. Her türlü hakka sahip olan ve şatolarda
oturan soylular, yönetim ve askerlik işleri ile ilgilenirlerdi. Soyluluk
babadan oğula geçerdi.
Soyluların en üstünde senyör denilen derebeyler yer alırdı. Senyörlerin en
büyüğü kral idi. Bundan sonra
sırasıyla dük, kont, baron ve şövalyeler gelirdi.
2. Rahipler; Rahipler,
kiliselerin sahip olduğu toprakların geliriyle rahat bir yaşam sürerlerdi.
Dinin toplum üzerindeki etkilerinden dolayı halk üzerinde söz sahibi idiler.
3. Burjuvalar: Ticaret ve sanatla
uğraşırlardı. Bağlı bulundukları derebeylerine vergi verirlerdi.
4. Köylüler: Bunlar ikiye
ayrılırlardı:
a. Özgür Köylüler: Üzerinde
yaşadıkları toprakları, istedikleri gibi ekip biçme hakkına sahip olup
bağlı oldukları soyluya, vergi vermek zorundaydılar. Ayrıca topraklarını
satabilme, çocuklarına bırakma hakları vardı.
b. Serfler (Köle Köylüler); Hiçbir
hakka sahip değildiler. Soyluların malı sayılırlardı. Toprakla birlikte alınır
ve satılırlardı.
Orta Çağ boyunca Avrupa'da zenginlik kaynağı topraktı. Bu nedenle
geri, kapalı bir ekonomik yapı görülür.
Ortaçağ Avrupa'sının düşünce biçimine
skolastik felsefe egemendir.Skolastik düşünce Hıristiyanlık dininin esasları
ile Aristo'nun görüşlerinin kaynaştırılmasıyla oluşmuş , dogmatik, bilim ve
deney'i reddeden bir düşünce yapısıdır.
Yeniçağ
başlarında Avrupa’nın bu yapısının bozulmasında coğrâfî keşifler birinci etken
oldu. Coğrafi keşiflerden önce yapılan Haçlı Seferleri de (1096 - 1270) soyluların
fakir ve zayıf düşmelerine neden oldu.
Coğrafi keşifler, dünya ticaret yollarını
değiştirdi. Akdeniz eski önemini kaybetti. Ve burjuva sınıfı zenginleşti.
Yönetimde hak iddia etmeye başladı. Bu sınıf, demokrasi ve özgürlük
fikirlerinin öncüsü oldu. Bu arada, Avrupa’da barutun öğrenilmesi ve topta
kullanılması ile, derebeylerin şatoları yıkıldı. Derebeylik rejimi tarihe
karıştı. Bunun yerini güçlü krallıklar aldı. Coğrâfî keşiflerden sonra
zenginleşen burjuva sınıfı, bilim ve sanat hareketlerinde öncü oldu. Rönesans
ve reform hareketleri Avrupa’nın değer yargılarını değiştirdi. Bu dönemde
Avrupa’da ölümsüz eserler yapıldı. Rönesans, konumu nedeniyle İtalya’da, reform
da Almanya da başladı.
Bu hareketler
giderek bilimde ilerlemeyi ortaya çıkardı. Bilim ve teknikteki ilerlemeler de,
Endüstri İnkılâbı’nı doğurdu. El tezgahları, yerini kömür, petrol, su gücü ile
çalışan fabrikalara bıraktı. İç pazarları doyum noktasına gelen ülkelerde, dış
pazarlara açılma başladı. Bu da, sömürgecilik hareketlerini ortaya çıkardı.
Sömürgecilikte başı, konumu ve sahip olduğu demir - kömür madenleri nedeniyle
endüstrisini kuran İngiltere çekti. İngiltere denizaşırı sömürgeler kurdu. Bunu
Fransa, İspanya, Portekiz, Belçika, Hollanda izledi. Bu gelişim, tüm Avrupa
ülkelerinde aynı anda olmadı. Bu hareketlerde geri kalan ülkeler oldu. Örneğin:
Feodal yapıdan kurtulamayan Almanya, İtalya prenslikleri gibi.
Her yenilikte
olduğu gibi Endüstri İnkılâbı da çelişkisini beraberine getirdi. Endüstrinin
gelişmesi ile, işçi sınıfı çoğaldı ve güçlendi. İşçiler, ağır çalışma
koşullarının ve yaşam koşullarının düzeltilmesi için fabrika sahipleriyle
mücadeleye girişti. Bu kavgalar, yüzyıllarca sürdü. Amerika kıtasında,
İngiltere’nin sömürgesi olan Kuzey Amerika’nın bu ülkeye karşı bağımsızlık
mücadelesi vermesi ve insan haklarına dayalı ilk anayasalı demokrasi yönetimini
kurması gözlerin bu ıtaya çevrilmesine neden oldu. 1774’da A.B.D.
Cumhurbaşkanlığı’na George Washington seçildi Avrupa’da fikir adamları ve
düşünürler yapıtlarında, insan hakları, özgürlük, ulusçuluk fikirlerini
işlemeye başladılar. Bu düşünceler, ekonomik açıdan halk sınıfları arasında
büyük uçurumların oluştuğu Fransa’da ilk meyvelerini verdi. 1789’da Fransa’da
yönetime karşı büyük bir ihtilal oldu. Bu ihtilal’de, zengin olan fakat
yönetimde hak ve yetkileri olmayan Burjuva sınıfı, fakir halka öncülük etti.
Bundan sonra Avrupa’daki bütün sosyal patlamalarda ve hareketlerde Burjuva
Sınıfı’nın öncülüğü görülecektir.
Böylece Avrupa’nın ortaçağ halk sınıfları
arasındaki egemenlik yetkisinin soylular ve din adamlarından sonra burjuva
sınıfına geçtiğini görüyoruz. Hatta bazı ülkelerde güçlenen işçi sınıfı
yönetimi ele geçirdi.
Özgürlük, eşitlik, adalet, demokrasi,
ulusçuluk düşünceleri de kralların ve imparatorlukların yıkılmasına, onun
yerine ulus esasına dayanan devletlerin kurulmasına neden oldu. (Bunda 1789
Fransız ihtilâlinin etkisi büyüktür) Bu ihtilali Avrupa’daki diğer ihtilaller
tâkip etti.
Birinci Dünya
Savaşı: Osmanlı İmparatorluğu, Avusturya Macaristan İmparatorluğu, Rus çarlığı
gibi imparatorlukların yıkılmasına neden olunca, Avrupa’da imparatorluklar
dönemi sona erdi. Demokrasi esasına dayanan devletler bu idare biçimi içinde
serbest ekonomi (kapitalizm) yolu ile geliştiler. II. Dünya Savaşı’nda dünyanın
büyük bölümünde bağımsız devletler kuran toplumlar, yeni ekonomik
bağımlılıkların ve sömürü biçiminin içine girdiler.
Ortaçağ
Avrupasında Din ve Düşünce Yaşamı :Hıristiyanlık dininde iki büyük mezhep ortaya çıkmıştı;
Katoliklik ve Ortodoksluk.
Katolik
Mezhebi : Daha
çok, Orta , Kuzey ve Batı Avrupa'da yaşayanlar bu mezhebi benimsemişti. Dini
merkezi Roma, dini lideri ise "Papa " dır.
Hz.İsa'nın yeryüzündeki vekili sayılan papaların Aforoz ve Enterdi gibi güçlü
yetkileri vardı. Aforoz, kişiyi dinden çıkarma ve toplum dışına itme
anlamına, Enterdi ise kralıyla birlikte bir ülkenin cezalandırılması anlamına
gelmektedir.
Ortodoks
Mezhebi : Daha çok
Balkanlılar ve Rus'lar ( Slavlar) bu mezhebi benimsemişti. Dini merkezi
İstanbul ,dini liderleri ise "Patrik" tir.
MAGNA CHARTA ( Büyük koşul ) : 1215 yılında İngiltere'de kralla
halk temsilcileri arasında karşılıklı olarak imzalanan bir belgedir. Bu
belgeyle kralın halka karşı yetkileri ilk kez kısıtlanmış ve toplumsal
ilerlemenin hızlanmasının koşulları yaratılmıştır. İgilterede parlemento
oluşturuldu. Dünyada ilk Anayasal harekettir. Bu belgeye göre;
1. Kral, uyruklarının oluru olmadan yeni vergi koyamayacak ve vergi oranlarını
artıramaya-caktı.
2. Özgür kişiler haksız yere tutuklanamayacak ve yargılanmadan cezalandırılamayacaktı.
Magna Charta bir anayasa niteliğindedir. Kralın yargı ve yürütme yetkilerinin
kısıtlanma-sıyla başlayan süreç, parlamentonun kurulmasına, meşrutiyete ve
hukuk devletine geçilme-sine, parlamentonun üstünlüğünün kabul edilmesine,
insan hakları ilkelerinin yayınlanması-na ulusal egemenlik ve demokrasinin
uygulanmasına kadar gelişmiştir. Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nın gerekçesini
oluşturan Magna Charta; karşılıklı imzalanan bir belge olması ve ilk kez
hükümdarın yetkilerinin kısıtlanması açısından ( biçimsel ) Osmanlı tarihinde
1808 yılında imzalanan Sened-i İttifak'a benzer. Hükümdarın yetkilerinin ilk
kez halka karşı kısıtlanması, ilerici-devrimci bir eylem olması, hukuk
devletine ve meşrutiyete yol açması açılarından ( özünde ) 1839'da yayınlanan
Tanzimat Fermanı'na benzer.
COĞRAFİ KEŞİFLER: Pusulanın bulunması,
gemiciliğin ilerlemesi, coğrafya bilgisinin ilerlemesi, cesur gemicilerin
yetişmesi, çeşitli sınıfların zengin olma isteği coğrafi keşiflere neden
olmuştur. Osmanlı, zengin ve konumu iyi olduğu için coğrafi keşiflere iştirak
etmedi. Coğrafi keşifler sonucunda; Asya ticareti ümit burnuna kaydı. Osmanlı
ve İslam ülkeleri ekonomik kayıplara uğradı. Portekiz ve ispanya ilk
sömürgeleri kurdular.Burjuva sınıfı doğdu. Sanayi devriminin ön koşulları
oluştu. Keşiflerin ana nedeni: İspanya ve Portekizin Akdeniz ticaretinden
faydalanamamasıdır.
RÖNESANS: İtalyada başlayıp avrupaya
yayılan bilim vs. alanındaki gelişme ve değişmelere Rönesans denir. Soylularla
halk arasında farklılık ve çelişki arttı. Hümanizm ve pozitif düşünce gelişti.
Dinsel konular tartışmaya açıldı. Bilim teknik gelişti.
REFORM: Almanyadan başlayan dinsel nitelikli hareketleri reform
denir. Alman kilisesi papaya bağlı. Martin Luter incili ilk defa tercüme
etmiştir. Reform sonucunda yeni mezhepler ortaya çıkmıştır. Protestan,
kalvenizm, algini kalvenizm… Katolik kilisesi kendi içinde reform yaptı. Laik
eğitime geçildi. Yeni mezheplerden dolayı yeni tarikatlar çıktı. Mezhep
savaşları başladı
Son Güncelleme : 04-03-2008 16:09
|